(818 S. K. m. 162, 163, 364) (1086 S. K. m. 440)
Dava: Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasından dolayı mahal mahkemesinden verilen yukarıda gün ve sayısı yazılı hükmün; Dairemizin 30.11.2007 gün ve 2007/13183 - 15177 sayılı ilamıyla bozulmasına karar verilmişti. Süresi içinde davalı vekili tarafından kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla, dosya içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Dava, Protokol başlıklı adi yazılı tarihsiz sözleşmeye dayalı mülkiyet aktarımı istemi ile açılmıştır.
Davalı; tapuda mülkiyet geçirimi öngören sözleşmelerin biçim koşuluna uygun yapılması gerektiğini, dayanılan sözleşme adi yazılı düzenlendiğinden mülkiyet isteminde bulunulamayacağını, açılan davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece dava savunma doğrultusunda reddedilmiştir.
Hükmü, davacı temyiz etmiş, karar Dairemizce bozulmuştur.
Davalı, karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Davada dayanılan protokol başlıklı adi yazılı tarihsiz sözleşme aslında yüklenicinin üçüncü kişiye (davacıya) yaptığı temliktir.
Kural, borç ilişkisinin sonucu olan edimin alacaklıya ifasıdır. Fakat hayat şartları, ticaret ve ekonomi gereksinmeleri, alacaklının ifayı beklemeden alacağını başkasına devretmesi veya borçlunun borcunu bir başkasına nakletmesi yollarının da açılmasını zorunlu kılmıştır. Görülüyor ki, alacağın temliki hayatın ihtiyaçlarından ortaya çıkan bir hukuk kurumudur. Örneğin, arsa payı devri karşılığı inşaat yapım sözleşmelerinde bina yapım işini borçlanan yüklenici finans ihtiyacı duyar. Bu ihtiyacın yükleniciye bırakılması kararlaştırılan bağımsız bölüm veya bölümlerin onun tarafından daha inşaat aşamasında üçüncü kişilere satılarak veya satış vaadinde bulunularak karşılanması mümkündür. Aslında arsa sahibinin kural olarak BK. m 364 uyarınca eserin tesliminde vermesi gereken arsa payını, inşaat aşamasında yükleniciye devretmesi, yüklenicinin de bunu üçüncü kişilere temlik ederek finans sağlaması, arsa sahibinin yükleniciye kredi kullandırması demektir.
Bir tanımlama yapmak gerekirse; alacağın temliki, alacaklı ile onu devralan üçüncü şahıs arasında borçlunun rızasına ihtiyaç olmaksızın yapılabilen ve sadece kazandırıcı bir tasarruf işlemi niteliğini taşıyan şekle bağlı bir akittir. BK. m 163 hükmüne göre temlik, temlik edenle temlik alan arasında yazılı sözleşme ile kurulabilir. Ne var ki alacağın temlikinde aranan yazılı şekil temlik sözleşmesinin resmi şekilde yapılmasına engel değildir. Nitekim uygulamada yükleniciden şahsi hakkını temlik alan üçüncü kişilerin temlik sözleşmesini adi yazılı satış sözleşmesi veya noterde düzenleme şeklinde taşınmaz satış vaadi sözleşmesi olarak yaptıkları görülmektedir.
Bütün bu açıklamalardan görüleceği üzere, arsa payı devri karşılığı inşaat yapım sözleşmesinin yüklenicisi olan taraf, sözleşmede yasaklanmamış ise teslim borcunu (BK. m. 364) yerine getirdiğinde arsa sahibine karşı kazanacağı kişisel hakkını (bağımsız bölüm tapusunun devrini) arsa sahibi ile mevcut sözleşmesine dayanarak doğrudan ondan isteyebileceği gibi Borçlar Kanununun 162. maddesi hükmünden yararlanarak arsa sahibinin rızası da gerekmeden üçüncü kişilere yazılı olmak koşuluyla (BK. m. 163) devir ve temlik edebilir. Yüklenicinin kişisel hakkını temellük eden üçüncü kişide alacağın temliki hükümlerinden yararlanarak bu hakkını arsa sahibine karşı ileri sürebilir. Zira, alacağı devralan kişi evvelki alacaklının yerine geçer. Borçludan ifayı istemek, gerektiğinde de borçluyu ifaya zorlamak artık onun hakkı olur. Davadaki istemin yasal dayanağı yapılan bu açıklamalardan ibarettir. 30.09.1998 tarih ve 2/2 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu Karar gerekçesinde anlatılan bu yasal düzenlemeye paraleldir. Hal böyle olunca, yerel mahkeme kararı Dairemizce yasal ve hukuki dayanakları gösterilmek suretiyle bozulmuş olduğundan karar düzeltme istemi HUMK. nun 440. maddesindeki nedenlerden hiçbirisine dayanmamaktadır. Bu nedenlerle yerinde olmayan istemin reddi gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan gerekçelerle, HUMK. nun 440. maddesinde gösterilen nedenlerden hiçbirisine uymayan karar düzeltme isteminin reddine, aynı Yasanın 442/son ve 4421 sayılı Kanunun 2 ve 4/b-1 maddeleri delaleti ile takdiren, 170 YTL para cezası ile 28.90 YTL karar düzeltme ret harcının düzeltme isteyenden tahsiline, 13.03.2008 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy