(4721 S. K. m. 683, 718, 725)
Dava: Davacı vekili tarafından, davalılar, davalılar vekili tarafından davacı aleyhine 02.07.2002, 07.11.2002 ve 17.12.2002 gününde verilen dilekçeler ile tapulu taşınmaza müdahalenin önlenmesi, kal ve ecrimisil, birleşen 2002/928 esas sayılı davada, taşkın inşaat nedeniyle irtifak hakkı tesisi veya temliken tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın ve birleşen davanın hüküm fıkrasında belirtilen şekilde ayrı ayrı kısmen kabulüne dair verilen 07.06.2007 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi taraflar vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Dava, çaplı taşınmaza elatmanın önlenmesi, birleştirilen dava ise Türk Medeni Kanununun 725. maddesine dayalı temliken tescil istemlerine ilişkindir.
Mahkemece, mülkiyet hakkına dayalı dava kısmen kabul edilerek davacının çap kaydı kapsamında kalan krokide A harfi ile gösterilen 42 m2 taşınmaz lehine davalıların elatmasının önlenmesine, fazla istemin reddine, krokide yeşil ile boyanarak B harfi ile gösterilen yere ilişkin karşı davanın kabulü ile bu bölümün ifrazen 1473 parsele ilave edilerek davalılar adına tesciline karar verilmiştir.
Hükmü, taraflar temyiz etmiştir.
Türk Medeni Kanununun 683. maddesi hükmünce; bir şeye malik olan kimse, o şey üzerinde dilediği gibi kullanma, yararlanma ve tasarrufta bulunma yetkisine sahiptir. Eşyaya, haksız elatma olursa her türlü haksız elatmanın önlenmesini dava edebilir. Yasanın 718. maddesi uyarınca da; arazi üzerindeki mülkiyet kullanılmasında yarar olduğu ölçüde üsteki hava ve altındaki arz katmanlarını kapsar. Yapılar, bitkiler ve kaynaklar mülkiyet hakkı kapsamındadır. Bu saptamanın ayrıcalıklarından birisi de, Türk Medeni Kanununun 725. maddesi hükmüdür. Gerçekten, bir yapı başkasına ait araziye taşırılmış ise, bazı koşulların varlığı halinde taşan yapı sahibi arazi mülkiyetinin kendisine verilmesini isteyebilir.
Bu tür davalarda üzerinde önemle durulması gereken önemli koşullardan birisi de halin icabından taşkın inşaatın yıkılması gerekip gerekmediğinin saptanmasıdır. Uygulama ve doktrinde durum ve koşulların haklı kılması şeklinde ifade edilen bu şarttan inşaatın yıkılması ile inşaat sahibinin uğrayacağı zarar veya yıkılmaması halinde arsa malikinin arsasının uğrayacağı değer kaybının mukayese edilmesi anlaşılmalıdır. Bu koşulun içinde taşkın yapının bulunduğu arazi parçasının davacı adına tescili için, taşkın kısmın ana taşınmazdan ayrılarak müstakil parsel oluşacak veya davacıya ait taşınmazla birleştirilecek şekilde ifrazının mümkün olması da vardır.
Bütün bu açıklamalardan sonra somut olaya gelince;
Sonuç: Yapılan keşif sonucu, krokide sarı ile işaretlenen yerin davacının çap kaydı kapsamında kaldığı saptandığına, çapa bağlı bu bölüm üzerinde davalı birleşen davanın davacılarının iyi niyetlerinden söz edilemeyeceğine, yeşil ile taralı balkon çıkması olduğu anlaşılan yerdeki balkonların yıkılması halinde fahiş zarar meydana geleceğine, bu hali ile durum ve koşullar haklı kıldığından bu bölüme ilişkin birleşen davanın kabulünde bir yanılgı bulunmadığına göre, tarafların bütün temyiz itirazlarının reddi ile usul ve yasaya uygun hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edenlerden alınmasına, 24.03.2008 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy