(4721 S. K. m. 683, 737)
Dava: Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 06.04.2006 gününde verilen dilekçe ile komşuluk hukukuna ilişkin elatmanın önlenmesi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 02.08.2007 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Dava, davalılara ait 12 parsel sayılı taşınmazından sızan atık suların davacıya ait 13 parsel sayılı taşınmaza sızarak evinin bodrum katının rutubetlenmesine sebep olduğundan, davalıların komşuluk hukukuna aykırı eyleminden doğan zararın giderilmesi istemine ilişkindir.
Mahkeme somut zarar olgusunun bulunmadığından davanın reddine karar vermiş, hükmü davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, komşuluk hukukuna aykırı davranışın giderilmesi isteğine ilişkindir. Medeni Kanun'un 683 maddesi Bir şeye malik olan kimse, hukuk düzeninin sınırları içerisinde o şey üzerinde dilediği gibi kullanma, yararlanma ve tasarrufta bulunma yetkisine sahiptir. hükmü ile malikin mülkiyet hakkının hukuksal sınırlar içinde kullanabileceğini düzenlemiştir. Anılan Kanunun taşınmaz mülkiyet hakkının kısıtlamalarını düzenleyen Komşu hakkı bölümünde kullanım biçimi başlığı altında yer alan 737. maddesi Herkes, taşınmaz mülkiyetinden doğan yetkilerini kullanırken ve özellikle işletme faaliyetini sürdürürken, komşuların etkileyecek taşkınlıktan kaçınmakla yükümlüdür. Özellikle; taşınmazın durumuna, niteliğine ve yerel adete göre komşular arasında hoş görülebilecek dereceyi aşan duman, buğu, kurum, toz, koku çıkartarak, gürültü ve sarsıntı yaparak rahatsızlık vermek yasaktır. Yerel adete uygun ve kaçınılmaz taşkınlıklardan doğan denkleştirmeye ilişkin haklar saklıdır hükmü ile de malike, mülkün kullanılmasında komşuya zarar verecek taşkınlıklardan sakınma ödevi yükleyerek, yasal kısıtlamalardan birisini düzenlemiştir.
Taşkınlıktan amaç ise, komşuluğun olağan hoşgörü sınırlarını aşan ve komşunun kendisi ve ailesi ile taşınmazı zararına aşırı derecede etkili olabilecek iş ve eylemlerdir. Bu eylemlerin saptanmasında, taşınmazın bulunduğu yerin kullanma amacının, niteliğinin, konuya ilişkin düzenlemelerin ve yasal boşluk bulunması halinde mahalli örf ve adetlerin göz önünde tutulması gereklidir. Bu tür uyuşmazlıkların çözümünde hakim, gerek zararı saptama, gerekse zararı giderici önlemleri bulma yönünden her somut olayın özelliğini gözetmek, tarafların yarar zarar dengelerini değerlendirmek durumundadır.
Komşuluk hukukunun öngördüğü sınırları aşan kullanım halinin saptanması halinde ise, mahkemece, kurulacak hükümde, zararlı davranışın giderim şeklinin ve taraf yükümlülüklerinin açıkça gösterilmesi zorunludur.
Eldeki davada, dosya içerisinde bulunan tapu kaydına göre, davacı 294 ada 13 parsel sayılı taşınmaz malikidir. Bu taşınmaza komşu 12 parsel sayılı ve üzerinde kat mülkiyeti bulunan taşınmaz da 1 nolu bağımsız bölüm maliki davalı Sadık Duman ile birlikte dahili dava yolu ile davaya katılan Koray Keleş, Kahraman Akçay, Lütfi Akçay ve Şeref Akçay'ın da malik olduğu ve mahkeme tarafından yapılan keşif neticesinde sızıntıya neden olan pis su borusunun 12 parsel sayılı taşınmaz üzerinde bulunan binanın ortak atık su giderine ait olduğu tespit edildiğinden davacı tarafından binada bulunan tüm kat Maliklerinin davaya katılmasında hukuka aykırılık yoktur. Ne var ki; davalıların dahili davalı yolu ile davaya katılması doğru olmadığından mahkemece, 12 parsel maliklerinin hakkında dava açılıp eldeki dava ile birleştirilerek davada yer almaları sağlanmak üzere davacıya önel verilmelidir.
Bu usuli eksiklik giderildikten sonra, işin esasına ilişkin olarak mahkemece yapılan birinci keşif sırasında sızıntıya neden olan yerin onarıldığının tespit edildiği fakat halen sızıntının devam ettiği yolunda ki şikayet üzerine yapılan ikinci keşif sonrası inşaat bilirkişisi tarafından düzenlenen 10.07.2007 tarihli rapor ile davacı taşınmazının komşu davalılara ait taşınmaza bitişik duvarda su sızıntısına rastlanmadığı, bu sızıntı nedeni ile binada oluşan bir zararın olmadığı beyan edilmiş ise de aynı rapor ile davalı taşınmazının duvarında rutubet izlerinin olduğu tespit edildiğinden oluşan rutubet olgusu komşuluk hukuku ilkelerine aykırılık teşkil edeceği için inşaat bilirkişisinden rutubet nedeni ile oluşacak zararın nasıl giderileceği hususunda ek rapor alınarak, sonucuna göre bir karar vermek gerekirken yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi doğru olmamıştır.
Karar bu nedenlerle bozulmalıdır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın istek halinde yatırana iadesine, 31.03.2008 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy