(4721 S. K. m. 724) (743 S. K. m. 650)
Dava: Davacılar tarafından, davalı aleyhine 06.11.2006 gününde verilen dilekçe ile elatmanın önlenmesi, kal ve tazminat istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 24.01.2008 günlü hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacılar tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Dava, çapa bağlı elatmanın önlenmesi, ikinci kademedeki istek ise bina yapılarak meydana getirilen tecavüzlü arsa kısmının davalı adına tescili koşuluyla arsa bedelinin ödetilmesi istemi ile açılmıştır.
Davalı, davacının çap kaydına elatması olmadığını, açılan davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, Türk Medeni Kanununun 724. maddesinde sözü edilen temliken tescil istemini ancak malzeme sahibi ileri sürebileceğinden dava reddedilmiştir.
Hükmü, davacılar temyiz etmiştir.
Türk Medeni Kanunun 724. maddesine göre Yapının değeri açıkça arazinin değerinden fazla ise iyiniyetli taraf uygun bir bedel karşılığında yapının ve arazinin tamamını veya yeterli bir kısmının mülkiyetinin malzeme sahibine verilmesini isteyebilir Ancak, Türk Medeni Kanunun 724. maddesine karşılık gelen Medeni Kanunun 650. maddesi hükmü 724. maddede daha farklıdır. Önceki Medeni Kanunun 650. maddesinde hüsnüniyetle hareket eden levazım sahibi tabiri kullanılmış iken Türk Medeni Kanunun 724. maddesinde buna karşılık iyiniyetli taraf mülkiyetin malzeme sahibine verilmesini isteyebilir sözcüklerine yer verilmiş, bu durum Türk Medeni Kanunun 724. maddesinin gerekçesinde ayrıca İsviçre Medeni Kanunun 673. maddesine uygun olan arazi malikine arazinin mülkiyetini malzeme sahibine devrini teklif etme hakkı tanınmıştır. şeklinde açıklanmıştır.
Görülüyor ki, önceki Medeni Kanunun 650. maddesinde arazi mülkiyetinin malzeme sahibine verilmesini sadece malzeme sahibinin isteyebileceği hükmü varken, 724. maddede bu hak taraflara, yani malzeme sahibi veya arazi sahibine tanınmıştır. Doktrindeki görüşlerde farklı değildir. Bu konuda Prof Dr. Kemal Oğuzman, Prof Dr. Özer Seliçi, Prof Dr. Saibe Oktay-Özdemir 2004 yılında basılan Eşya Hukuku isimli eserlerinin 387 ve devamı sayfalarında malzeme malikinin kendi malzemesi ile başkasının arazisinde aralarında bir borç ilişkisi bulunmaksızın inşaat yapması halinde de Medeni Kanunun 724 hükmü uygulanır. Böylece yapının değeri arsanın değerinden açıkça fazla ise gerek iyiniyetli arazi maliki, gerek iyiniyetli malzeme maliki adil bir tazminat karşılığında arazinin tamamının veya yeterli bir kısmının mülkiyetinin malzeme malikine geçirilmesini istemek hakkına sahip olur. Arazi malikine de burada arazinin mülkiyetinin malzeme malikine geçirilmesi yetkisini tanımak yerindedir. görüşünü ileri sürmüş, Tekinay-Akman-Burcuoğlu-Altop Eşya Hukuku isimli eserlerinin 820 ve devamı sayfalarında aynı görüşü savunmuştur. Gerek Türk Medeni Kanunun 724. maddesinin önceki Medeni Kanunun 650. maddesinden farklı düzenleme şekline ve gerekse doktrinde hakim olunan görüşe göre iyiniyetli olan arazi malikinin arazi bedeli tam olarak ödenmesi koşuluyla araziyi malzeme malikine geçirilmesini isteme hakkı bulunduğu kabul edilmiştir. Taşınmazın bulunduğu yetkili mercii olan Belediye Başkanlığı da 25.12.2007 tarihli yanıtında, dava konusu bölümün ifrazının olanaklı bulunduğu bildirilmiştir.
Bu durumda mahkemece yapılması gereken iş, mevcut bilirkişi raporuna davacılar itiraz ettiğinden ifrazı gereken kısmın bedelini keşfen yeni bir bilirkişi kuruluna inceletmek, ifrazın nasıl yapılacağını hem bilirkişi raporuna işaretletmek, bilirkişilerin bulacağı bedeli davalıya depo ettirmek ve bu bölümü ifrazen davalı adına tesciline karar vermek olmalıdır.
Mahkemece, yasa hükmüne yanlış anlam verilerek dava yazılı olduğu şeklide reddedildiğinden karar bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın istek halinde yatırana iadesine, 31.03.2008 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy