(3402 S. K. m. 12, 16)
Dava: Davacı tarafından, davalılar aleyhine 17.10.2007 gününde verilen dilekçe ile mera iddiasına dayalı tapu iptali, mera olarak sınırlandırma istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın Kadastro Kanunu'nun 12/3 maddesi gereğince reddine dair verilen 30.01.2008 günlü hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı Köy temsilcisi muhtar tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Dava, kadim mer'a iddiasına dayanılarak açılan tapu iptali ve mer'a olarak sınırlandırma istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 12/3. maddesinde öngörülen 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiğinden bahisle reddine karar verilmiş, hükmü davacı köy temsilcisi temyiz etmiştir.
Gerçekten, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 12/3. maddesinde bu tutanaklarda belirtilen haklarla, sınırlandırma ve tespitlere ait tutanakların kesinleştiği tarihten itibaren 10 yıl geçtikten sonra kadastrodan önceki sebeplere dayanılarak itiraz olunamaz ve dava açılamaz hükmü öngörülmüştür. Somut olayda, çekişmeli taşınmazların tapulama tespitleri yapılmış ve dava tarihine kadar kesinleşen tespitlerden itibaren 10 yıldan fazla zaman geçmiştir. Ne var ki, Kadastro Kanunu'nun 12/3. maddesindeki bu hükme rağmen, şayet dava konusu taşınmaz Kadastro Kanunu'nun 16/B-C bentlerinde sayılan nitelikteki yerlerden veya Devletin hüküm ve tasarrufu altında olup da özel mülkiyete konu olamayacak taşınmaz mallardan ise, bu gibi hallerde Kadastro Kanunu'nun 12/3. maddesindeki hak düşürücü süre uygulanmaz. Dava kadim mera iddiası ile açıldığından, mahkemece az yukarıda belirtilen olgunun gözardı edilerek davanın bu nedenle reddedilmesi doğru olmamıştır.
Belirtilen nedenlerle; tarafların delilleri toplanıp, iddia ve savunmaları incelenerek varılacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 12/3. maddesinde öngörülen hak düşürücü sürenin geçtiğinden bahisle davanın reddedilmesi doğru olmamış, hükmün bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacının temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, temyiz harcının yatırana geri verilmesine, 03.04.2008 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy