(2644 S. K. m. 31) (3402 S. K. m. 41)
Dava: Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 28.9.2004 gününde verilen dilekçe ile tapu kaydında yüzölçümü miktarının düzeltilmesi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 9.5.2007 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Dava, tapuda yüzölçümü düzeltilmesi istemiyle açılmıştır.
Mahkemece, taşınmazın kadastro tespiti sırasında fenni hata yapılmadığı, davacının 79 parsel sayılı taşınmaz kapsamında kalan yer için zilyetlik iddiasında bulunduğu ancak, zilyetliğini de kanıtlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hükmü davacılar temyiz etmiştir.
5520 sayılı yasayla değişik Tapu Kanununun 31. maddesi uyarınca tapu kaydında yüzölçümü miktarının düzeltilebilmesi bir taşınmaz malın gerçek yüzölçümünün Tapu sicilindekinden daha az veya fazla olması, gerçeğin tapu sicilinde yazılı yüzölçümü ile örtüşmemesi dava konusu taşınmazın sınırdaki taşınmazlarla da bir çekişmesinin bulunmaması halinde olanaklıdır.
Dava konusu 9 parsel sayılı taşınmaz çapa bağlıdır. Böylesine çapa bağlanmış taşınmaz malların yüzölçümü ise çap kaydının uygulanması ile belirlenir. Ancak, taşınmazın kadastro tespiti sırasında ölçü, tersimat ve hesaplamalardan doğan fenni hatalar ve bundan kaynaklanan yüzölçümü hatası varsa bunun düzeltmesi 3402 sayılı Kadastro Kanununun 41. maddesine göre ilgilinin müracaatı veya Kadastro Müdürlüğünce resen yapılır. Bu düzeltme sonucu açılacak davaların görülme yeri de Sulh Mahkemeleridir.
Somut olayda, davacı kaydın yüzölçümündeki farklılığın kadastroca çapı oluşturulan taşınmazdaki fenni hatadan kaynaklandığını, zilyetliğindeki bir miktar yerin tapusu kapsamında gösterilmediğini ileri sürmüştür. Çapa bağlanmış taşınmazda iddianın şekline göre, kaydın yüzölçümünün Tapu Kanununun 31. maddesi doğrultusunda düzeltme olanağı yoktur. Ayrıca, mahkemece yapılan keşifte davacıya ait taşınmazın çapı oluştururken ölçü, tersimat ya da hesaplama hatasının yapılmadığı, Hazine adına hali arazi olarak tescil edilen 79 parsel içerisindeki 3083,52 m2 yerde zilyetlik iddiasında bulunduğu saptandığına, davacı tarafından sınırlandırma hatasının bulunduğu da ileri sürülmediğine göre idari mercilere başvurarak 41. madde uyarınca kayıt miktarını düzelttirmesi olanağı da yoktur. Uyuşmazlık ancak, 79 parsel malikine karşı zilyetlik iddiasına dayalı olarak açılacak tapu iptali ve tescil davası sonucu çözüme ulaştırılabilir.
Mahkemece davanın bu nedenlerle reddi gerekirken yukarıda yazılı gerekçelerle reddi doğru değildir. Ancak, hüküm sonuç itibarı ile doğru olduğundan HUMK. nun 438/son maddesi uyarınca hükmün gerekçesinin açıklandığı şekilde değiştirilerek düzeltilmesine ve kararın düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda yazılı nedenlerle davacıların temyiz itirazlarının reddine, yerel mahkeme hükmünün gerekçesinin açıklandığı şekilde değiştirilerek düzeltilmesine ve kararın bu şekilde düzeltilerek ONANMASINA, peşin harcın istek halinde yatırana geri verilmesine, 14.02.2008 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy