(4721 S. K. m. 683, 737)
Dava: Davacılar vekili tarafından, davalı aleyhine 20.02.2006 gününde verilen dilekçe ile elatmanın önlenmesi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 12.10.2006 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Dava, çaplı taşınmaza elatmanın önlenmesi ve komşuluk hukukuna aykırı davranışların giderilmesi istemi ile açılmıştır.
Davalı, çekişme konusu yapılan ahırın kendi çapı kapsamında kaldığını, açılan davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, dava reddedilmiştir.
Hükmü, davacılar temyiz etmiştir.
1- Yapılan yargılamaya, toplanan deliller ve tüm dosya içeriğine göre davacılar aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiş, reddi gerekmiştir.
2- Davada mülkiyet hakkı dışında komşuluk hukukuna da dayanılmıştır.
Gerçekten, Türk Medeni Kanununun 737. maddesi hükmünce 683. maddeye sınırlama getirilmiş komşu hakkı bölümünde kullanım biçimi başlıklı anılan hükümle Herkes, taşınmaz mülkiyetinden doğan yetkilerini kullanırken ve özellikle işletme faaliyetini sürdürürken, komşuların etkileyecek taşkınlıktan kaçınmakla yükümlüdür. Özellikle; taşınmazın durumuna, niteliğine ve yerel adete göre komşular arasında hoş görülebilecek dereceyi aşan duman, buğu, kurum, toz, koku çıkartarak, gürültü ve sarsıntı yaparak rahatsızlık vermek yasaktır. Yerel adete uygun ve kaçınılmaz taşkınlıklardan doğan denkleştirmeye ilişkin haklar saklıdır. kuralı konulmuştur. Bu hüküm malike, mülkün kullanılmasında komşuya zarar verecek taşkınlıklardan sakınma ödevi yüklemektedir.
Taşkınlıktan amaç ise, komşuluğun olağan hoşgörü sınırlarını aşan ve komşunun kendisi ve ailesi ile taşınmazı zararına aşırı derecede etkili olabilecek iş ve eylemlerdir. Bu eylemlerin saptanmasında, taşınmazın bulunduğu yerin kullanma amacının, niteliğinin, konuya ilişkin düzenlemelerin ve yasal boşluk bulunması halinde mahalli örf ve adetlerin göz önünde tutulması gereklidir. Bu tür uyuşmazlıkların çözümünde hakim, gerek zararı saptama, gerekse zararı giderici önlemleri bulma yönünden her somut olayın özelliğini gözetmek, tarafların yarar zarar dengelerini değerlendirmek durumundadır.
Komşuluk hukukunun öngördüğü sınırları aşan kullanım halinin saptanması halinde ise, mahkemece, kurulacak hükümde, zararlı davranışın giderim şeklinin ve taraf yükümlülüklerinin açıkça gösterilmesi zorunludur.
Mahkemece, davacının komşuluk hukukundan kaynaklanan iddiası yerinde keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılarak incelenmeksizin davanın sadece mülkiyet hakkına bakılarak reddi doğru olmadığından karar bozulmalıdır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan 1.bentte belirtilen nedenlerle temyiz itirazının reddi ile 2. bendde gösterilen nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın istek halinde yatırana iadesine, 07.02.2008 tarihinde oybirliği ile karar verilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy