(4721 S. K. m. 683, 737) (1086 S. K. m. 284)
Dava: Davacı tarafından, davalılar aleyhine 26.06.2006 gününde verilen dilekçe ile müdahalenin meni istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 04.10.2007 günlü hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı Dilber Yılmaz tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Dava, komşuluk hukukuna aykırı davranışın giderilmesi istemine ilişkindir.
Davacı, davalıya ait evin damından oluk ile akan suların evinin, temel kısmına geldiğini, devamlı nem ve rutubet oluşturarak zarar verdiğini, davalının müdahalesinin meni ile su borusu döşenmek suretiyle, evinin dam kısmından gelen suların başka bir tarafa akıtılmasına karar verilmesini istemiştir. Gerçekten Türk Medeni Kanunu'nun 683. maddesi uyarınca malik olan kimse taşınmazda kullanma, yararlanma ve tasarruf yetkisine sahip ise de, anılan yasanın taşınmaz mülkiyet hakkını düzenleyen komşu hakkı bölümünde yer alan 737. maddesinde taşınmaz mülkiyetinden doğan yetkilerin kullanımında komşuları etkileyecek, taşkınlıktan kaçınılması gereği hükme bağlanmıştır.
Komşuları etkileyecek durumun varlığını, uyuşmazlığın niteliğine yerel adete göre komşular arasında hoşgörüyü aşan bir olgu olup olmadığına bakarak saptamak gerekir. Eğer sözü edilen ölçülere göre komşuluk hukukunun sınırlarını aşan kullanımın varlığı belirlenirse mahkemece bu zararlı davranışın giderilmesine karar verilir.
Somut olayda; davalıya ait evin damından akan suların davacı taşınmazını rutubetlendirdiği ve zarar oluşturduğu anlaşılmaktadır. İnşaat bilirkişisi raporunda, evin çatısız olan (damın) döşemesinin kaldırılarak eğimin yola verilecek şekilde yapılması veya çatı yapılarak kapatılması halinde zararın giderilebileceği belirtilmiş, mahkemece damın üzerinin çatı ile kapatılmasına karar verilmiştir. Davacı dava dilekçesinde su borusu döşenerek damdan gelen suyun başka tarafa akıtılması istendiği halde bilirkişice bu şekilde zararın giderilmesinin mümkün olup olmadığı değerlendirilmemiştir. Bu durumda mahkemece bilirkişiden ek rapor alınarak davacı talebi de dikkate alınarak zararının daha az masrafla giderilme olanağının bulunup bulunmadığı saptanmalı, zararın giderilme seçenekleri mahkemece gerekçeli olarak açıklanıp, değerlendirilerek sonucu doğrultusunda bir karar verilmelidir. Bu yönler gözardı edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmadığından hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
Sonuç: Yukarıda, açıklanan nedenlerle davalı Dilber Yılmaz'ın temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde yatırana iadesine, 10.04.2008 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy