(1086 S. K. m. 38, 73) (5737 S. K. m. 18, 77)
Dava: Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 26.12.2005 gününde verilen dilekçe ile taviz bedelinin tespiti ve şerhin terkini istenmesi üzerine yapılan muhakeme sonunda; davanın kabulüne, taviz bedelinin tespitine dair verilen 10.07.2007 günlü hükmün Yargıtay'ca, duruşmalı olarak incelenmesi davalı Hazine vekili, duruşmasız olarak da Vakıflar Genel Müdürlüğü vekili tarafından istenilmekle, tayin olunan 23.09.2008 günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davalılar vekilleri Av. H. S. ile Av. N. I. geldiler. Karşı taraftan gelen olmadı. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelenlerin sözlü açıklamaları dinlendi. Duruşmanın bittiği bildirildi, iş karara bırakıldı. Bilahare dosya ve içerisindeki bütün kâğıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Davacı, adına kayıtlı 18 ada 32 parsel sayılı taşınmazın bir kısmının yol ve yeşil alan olarak ayrılmasına rağmen taviz bedelinin taşınmazın tamamı üzerinden belirlendiğini ileri sürerek taviz bedelinin tespiti ve Ş. R. Vakfına ilişkin şerhin terkini isteğinde bulunmuştur.
Davalılardan Hazine, husumet itirazında bulunmuş; diğer davalı ise davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kabulü ile taviz bedelinin tespitine karar verilmiştir.
Hükmü, davalılar Hazine ve idare vekili temyiz etmiştir.
1- Yapılan yargılamaya, toplanan deliller ve dosya kapsamına göre davalıların aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiş reddi gerekmiştir.
2- Dava, taviz bedelinin tespiti ve vakıf şerhinin kaldırılması isteğine ilişkindir.
Dava konusu parselin tapu kaydında, taşınmazın vakıf taşınmaz olduğu belirtilmiş olup bu husus tarafların da kabulündedir. Vakıf şerhinin kaldırılması istemiyle açılan davalarda husumetin Vakıflar Genel Müdürlüğü'ne yöneltilmesi gerekli ve yeterli olup taviz bedelinin saptanması hususunda yasal gerekleri yerine getiren Hazine'ye de dava yöneltilmiş olması doğru değildir.
Mahkemece, taraf teşkilinin usulünce sağlanıp sağlanmadığının, bir başka deyişle davacının aktif, davalının ise pasif dava ehliyetinin bulunup bulunmadığının re'sen gözetilmesi gerekir. Belirtilen nedenle Hazine aleyhine açılan davanın husumet nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken bu davalı hakkında da hüküm kurulmuş olması doğru olmadığından davalı Hazine'nin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın bozulması gerekmiştir.
3- Davalı Vakıflar Genel Müdürlüğü'nün temyiz itirazlarına gelince;
5737 sayılı Vakıflar Kanunu 27.02.2008 tarihli Resmi Gazete'de yayınlanmış ve aynı tarihte yürürlüğe girmiştir. Yasanın 77. maddesi hükmüne göre; Vakıflar İdaresinin tüm iş ve işlemleri her türlü vergi, resim ve harçtan muaftır. Hal böyle iken, davalının harç ödemekle sorumlu kılınması ve davanın niteliği gereğince maktu olarak belirlenmesi gereken vekalet ücretinin nispi tarife esas alınarak hükmedilmiş olması doğru olmadığından kararın bu nedenle de bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenle davalıların temyiz itirazlarının reddine, 2. bentte açıklanan nedenle davalı Hazine'nin, 3. bentte açıklanan nedenle davalı Vakıflar Genel Müdürlüğü'nün temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün belirtilen nedenlerle BOZULMASINA, 550.00'şer YTL Yargıtay duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, 23.09.2008 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy