(4721 S. K. m. 683)
Dava: Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 27.05.2003 gününde verilen dilekçe ile elatmanın önlenmesi, karşı, dava muhdesatın aidiyeti istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine, karşı davanın kabulüne dair verilen 26.04.2007 günlü hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı-karşı davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Davacı Muhiddin, tapu tahsis belgesi ile hak sahibi olduğu Vakıflara ait taşınmazda inşa etmiş olduğu binada bulunan 5 nolu daireyi davalı oğluna bedelsiz olarak kullanması için müsaade ettiğini, ancak davalının apartmanda huzursuzluk çıkardığını, kendisine iyi davranmadığını belirterek 5 nolu daireye müdahalesinin önlenmesini ve boş olarak teslimini istemiştir.
Davalı Kadir açmış olduğu karşı dava ile, binayı dava dışı kardeşleri Nurettin, Ahmet ve Ruşen ile, birlikte yaptıklarını ve fiilen taksim yaparak 1997'den beri oturduklarını, dava konusu 5 nolu dairenin ve aynı binanın bodrumunda bulunan deponun 1/4'ünün kendisi tarafından yaptırıldığının tespitini istemiştir.
Mahkemece, yapılan yargılama sonunda elatmanın önlenmesi davasının reddine, karşı davanın kabulü ile 5 nolu bağımsız bölümün ve bodrum katındaki deponun 1/4'ünün davalı-karşı davacı Kadir tarafından inşa edildiğinin tespitine karar verilmiş, hükmü, davacı-karşı davalı Muhiddin vekili temyize getirmiştir.
Dava konusu binanın, davacı-karşı davalı Muhiddin 19.03.1986 tarihinde verilen tapu tahsis belgesi kapsamında kaldığı hususunda taraflar arasında bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. Kadastro tespitinde Fatih Sultan Mehmet Vakfı adına tescil edilen 2436 ada 2 parsel sayılı taşınmazda 141 m2'lik yer için davacı Muhiddin'e tapu tahsis belgesi verildiği ve daha sonra bu yerin imar ıslah sonucu 3171 ada 15 parsel olduğu yapılan keşif sonucu alınan fen bilirkişi raporundan anlaşılmaktadır. Davacıya verilen tapu tahsis belgesi iptal edilmediği sürece taşınmazda oturduğu zemin itibari ile sahibine üstün zilyetlik hakkı sağlar. Bu nedenle üstün zilyetlik hakkı bulunan davacının bu yere başkaları tarafından yapılan tecavüzlerin önlenmesi hususunda yargısal yoldan koruma isteme hakkının bulunduğunun kabulü gerekir. Diğer taraftan davalıya, davacının oğlu olması sıfatıyla yeni bina yapımında katkıda bulunması davacının ileride mülkiyete dönüşecek üstün zilyetlik hakkına ortak olma hakkı da kazandırmaz. Bu nedenle davacının açtığı elatmanın önlenmesi istemine ilişkin davasının kabulü gerekir iken yazılı gerekçeler ile reddi ve karşı davalının tespit isteminin kabulü doğru görülmemiş hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, istek halinde temyiz harcının yatırana iadesine, 04.06.2008 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy