(818 S. K. m. 22, 238) (1086 S. K. m. 389)
Davacılar vekili tarafından, davalılar aleyhine 03.05.2002 tarihinde verilen dilekçe ile tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 12.12.2006 tarihli hükmün Yargıtay'ca tetkiki davalı Hanife Temur vekili ile davacılar vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içindeki tüm kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Dava, 15.5.1961 tarihli Harici Anlaşma Senedi başlıklı sözleşme ve aynı günlü noterde düzenlenen Resen Hibe Senedine dayalı tapu iptali ve tescil istemlerine ilişkindir.
Davalılar davacıların da taraf olduğu bazı işlemlerle 15.5.1961 günlü bağışlama iradelerinin ortadan kalktığını davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, dayanılan senetlerdeki davalılar iradesinin ve bağışlama olduğu kabul edilerek Yeni Bedir köyündeki 1528, 1518, 1456, 1463, 1466 ve 1419 ile Eski Bedir köyündeki 1387, 1421, 1291, 1344, 81 ve 1388 parsellerdeki davalılar payının iptali ile davacılar adına tesciline karar verilmiştir.
Hükmü davalılardan Hanife Temur temyiz etmiştir.
Davadaki istemin dayanağı, 15.5.1961 tarihli Harici Anlaşma Senedi başlıklı sözleşme ve aynı günlü noterde düzenlenen Resen Hibe Senedidir. Bu belgeler incelendiğinde davalıların hangi parsellere ait açıklamada bulundukları anlaşılamamakta ise de, murisleri Ahmet Dursun'dan intikal eden 26 parça taşınmaz dışındaki paylarını davacılara bağışlama taahhüdünde bulunduğu görülmektedir. Gerçekten, Borçlar Yasasının 22. maddesi hükmünce, bir aktin ileride inşa edilmesine dair yapılan mukavele geçerlidir. Ancak anılan hükmün 2. fıkrası gereğince, Kanun iki tarafın menfaati içerisinde aktin sıhhatini bir nevi şekle riayet etmeye tabi kıldığı takdirde bu şekil o aktin yapılması taahhüdüne de uygulanır. Borçlar Yasanın 238. maddesi gereğince de, bağışlama taahhüdünün muteber olması tahriri olması koşuluna bağlıdır. Taşınmaz malın veya taşınmaz üzerindeki ayni bir hakkın bağışlanması taahhüdü ise ancak resmi senetle yapılabilir. Resmi senetten maksat, resmi bir memur tarafından hazırlanarak huzurda imzalanan ve resmi memurun mühür ve imzası ile onayladığı senettir. Eşya Hukuku açısından resmi senet ise, taşınmaz mülkiyetini ve mülkiyetten başka ayni hakların kurulması ve devri için Tapu Sicil Müdürlüğündeki bir memur tarafından hazırlanıp taraflar ve gerekiyorsa taraflar tarafından imzalanan müdürün imza ve mühür ile tastik ettiği resmi akittir. Somut olaydaki dayanılan 15.5.1961 tarihli davalıların iradesini taşıyan harici anlaşma senedi adi yazılı düzenlendiğinden aynı günlü noterde düzenlenen hibe senedi de iptal ve tescili hüküm altına alınan taşınmazlar tapuda kayıtlı olup Tapu Sicil Müdürlüğü huzurunda yapılamadığından Borçlar Yasasının 22. maddesi uyarınca hüküm ve sonuç sağlamaz. Başka bir anlatımla şekil koşuluna uyularak yapılmadığından geçersizdir.
Mahkemece yapılan bu açıklamalar bir yana bırakılarak bağışlama taahhüdü biçim koşuluna uygun yapılmış gibi istek hüküm altına alındığından karar bozulmalıdır.
Kabule göre de, HUMK. nun 389. maddesindeki hükmü bir yana bırakılarak verilen karar ile iki tarafa yüklenen vazife ve hakların hiçbir kuşkuya yer bırakmayacak surette açık yazılmasına dair kuralı göz ardı edilerek davalılar adına olan tapu kayıtlarının iptali ile davacıların veraset ilamındaki hisseleri oranında tapuya tesciline denip, veraset ilamına atıf yapılmaması ve hisselerinin gösterilmemesi suretiyle hükmün infazında duraksama yaratılması yanlıştır.
Souç: Temyiz edilen kararın yukarda açıklanan sebeplerle BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın istem halinde yatıranlara iadesine, 18.02.2008 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy