(1086 S. K. m. 445, 446)
Dava: Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 22.08.2000 gününde verilen dilekçe ile yargılamanın yenilenmesi istenmesi üzerine yapılan muhakeme sonunda; davanın reddine dair verilen 28.01.2004 günlü hükmün Yargıtay'ca, duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle, tayin olunan 14.10.2008 günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davacı vekili Türkay geldi. Karşı taraftan gelen olmadı. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelenin sözlü açıklamaları dinlendi. Duruşmanın bittiği bildirildi. İş karara bırakıldı. Bilahare dosya ve içerisindeki bütün kâğıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Davacı, dava konusu 105 ada 13 parselde bulunan C Blok 12 numaralı bağımsız bölümü 23.09.1991 tarihinde kayıt malikinden satın aldığını, aynı dairenin yüklenici Bekir tarafından 28.05.1992 tarihinde düzenlenen taşınmaz satış vaadi sözleşmesi ile Barbara'ya satışının vaad edildiğini, satış vaadi alacaklısı tarafından açılan davada usulsüz tebligat yapılarak yargılamanın yokluğunda yürütüldüğünü ve Erdemli Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 1994/148 E., 1996/510 K. sayılı ilamı ile 12 numaralı bağımsız bölüm tapusunun iptal edilerek davalı Barbara adına tescil edildiğini, mahkemece yapılan adres araştırmasının yeterli olmadığını, zira tapuda vekil aracılığı ile yapılan satış nedeniyle düzenlenen vekaletnamede açık adresinin bulunduğunu belirterek yargılamanın yenilenmesi isteğinde bulunmuştur.
Davalı Barbara tarafından açılan tescil davasında, davacı Elmas'a ilan yolu ile tebligat yapıldığını, anılan kararın süresinde temyiz edilmediğini, yerel mahkemece temyizin süresinde yapılmaması nedeniyle verilen ek kararın temyizi üzerine 14. Hukuk Dairesi'nin 30.11.2000 tarih 2000/7154-2000/7966 sayılı ilamı ile onandığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, yargılamanın yenilenmesini isteyen davacıya tescil davasında ilanen tebligat yapıldığından HUMK'nun 445/7. maddesi koşullarının gerçekleşmediği belirtilerek davanın reddine karar verilmiştir.
Hükmü, davacı temyiz etmiştir.
Dava, yargılamanın yenilenmesi isteğine ilişkindir. Yargılamanın yenilenmesi yolu olağanüstü yani kesinleşmiş hükümlere karşı başvurulan istisnai bir yoldur. Belirli ağırlıktaki hata ve eksiklikler sonucu verilen kararın kesinleşmesinden sonra yargılamanın yenilenmesi yolu ile kararın kaldırılmasının sağlanması, hukuk devleti anlayışının ve yargıya güvenin bir sonucudur.
Yargılamanın yenilenmesi sebepleri, HUMK'nun 445. ve 446. maddelerinde belirtilmiştir. Bu maddelerde yargılamanın yenilenmesi sebepleri sınırlı biçimde sayıldığından bu maddeler dışında kalan hususlar yargılamanın yenilenmesi sebebi sayılmaz.
HUMK'nun 445/7. maddesinde de, lehine hüküm verilen tarafın başka bir hile kullanmış olması bu bende göre hükme etkili olmuş ve 445. maddenin 1, 2. 3, 4, 5 ve 6. bentlerinde sayılan hileli fiiller dışında kalan başka bir hilenin ilk yargılama sırasında yapılmış olması yargılamanın yenilenmesi sebebi sayılmıştır.
Yukarıdaki açıklamalar ışığında somut olaya gelince; yargılamanın yenilenmesine konu olan ve 01.03.1994 tarihinde açılan davada davacı Barbara, dava konusu 12 numaralı bağımsız bölümü davalı Bekir ile yapılan 28.05.1992 tarihli taşınmaz satış vaadi sözleşmesi ile satın aldığını belirterek kayıt maliki ve eldeki davanın davacısı Elmas ve Bekir'i davalı göstererek tapu iptali ve tescil isteğinde bulunmuştur. Davacı bu davayı açmadan önce, dayanağı olan satış vaadi sözleşmesinde tanımlanan ancak numarası yazılı bulunmayan bağımsız bölümün tespitini mahkeme aracılığı ile yaptırmış olup 1994/48 D.İş sayılı dosyaya sunulan bilirkişi raporunda tespite konu taşınmazın 11 numaralı daire olduğu belirtilmiştir.
Davacı, yaptırmış olduğu tespite rağmen 11 yerine 12 numaralı bağımsız bölümü dava etmiş olup, aynı tespitte halen inşaat halinde bulunduğu saptanan yer tebligat adresi olarak belirterek kayıt malikine dava dilekçesi tebliği istenmiş, ilgilinin belirtilen adreste tanınmadığı belirtildiğinden ilanen yapılan tebligat ile yargılama sürdürülmüştür. Halbuki iptale konu bağımsız bölüme ilişkin resmi senedin eki olan vekaletnamede Elmas'ın açık adresi mevcut olduğu gibi yanlış adres gösterilerek ve yeterli araştırma yapılmaksızın ilanen tebligat sonucu dava kayıt maliki Elmas'ın yokluğunda sonlandırılmıştır.
Kaldı ki, Elmas arsa maliki konumunda olmadığı halde söz konusu davada davalı-yüklenici Bekir'in yüklenici olduğu arsa payı devri karşılığı inşaat yapım sözleşmesinin arsa maliki sıfatıyla davada yer alması sağlanmıştır.
Tüm bu açıklamalar ışığında, davacının yasal süre içerisinde yargılamanın yenilenmesi isteminde bulunduğu, davalıların tebligat hilesine katılarak malikin davada yer almasına engel olarak savunma hakkının kısıtlanmasına neden oldukları dosya kapsamı ile sabit olup, yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiş olması doğru görülmediğinden usul ve yasaya aykırı olup hükmün bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacının temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının yatırana geri verilmesine, 550,00.-YTL Yargıtay duruşma vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, 14.10.2008 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy