(4342 S. K. Geç. m. 3) (1086 S. K. m. 238) (YHGK. 31.01.2001 T. 2000/8-1836 E. 2001/13 K.)
Dava: Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 18.01.2006 tarihinde verilen dilekçe ile tapu iptali ve yayla olarak sınırlandırılma istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 12.05.2006 tarihli hükmün Yargıtay'ca tetkiki davalı tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içindeki tüm kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Dava; çekişmeli taşınmaz evveliyatının yayla olduğu, zilyetlikle kazanılmasının söz konusu edilemeyeceği iddiasıyla tapu iptali ve özel siciline işlenmesi istemine ilişkindir.
Nizalı taşınmazın Pozantı ilçesi Akçatekir Beldesinde bulunduğu, taşınmazda ve çevresinde yapılaşmalar olduğu, etrafında Beşoluk, Elmalı Boğazı, Nanelik, Topakardıç, Boyun, İladinli, Gedik, Büyük Kır ve Küçük Kır adlarıyla bilinen yaylaların bulunduğu, 950-1200 rakımda olduğu, nizalı yere yakın mesafede Huzur mahallesinde bulunan 1200-1250 rakımlı bir taşınmazın aynı sebeple dava konusu edildiği ve Hukuk Genel Kurulunun 31.01.2001 tarih, 2000/8-1836 Esas 2001/13 Karar s. ilamı ile yayla kabul edildiği, yapılan yargılama, toplanan deliller, mahallinde yapılan keşif, keşif sonucu verilen bilirkişi raporları ile sabittir. Taraflar arasında bu hususlarda ihtilaf olmadığı gibi mahkemenin kabulü de bu yöndedir.
Nizalı taşınmazın bulunduğu bölge herkesçe bilinen maruf ve meşhur Tekir yaylasıdır Burası ülkemizin en büyük yaylalarından biri olup davalı taşınmazın bağlı bulunduğu belde ile birlikte az yukarda sayılan bütün yaylalarla beraber bir bütünü oluşturmaktadır. Bütünün içerisindeki bir bölümün değişik isimle anılması ona farklı işlem yapılmasını gerektirmez. Bütünün tabi olduğu uygulama onun içerisinde geçerlidir. Yayla olan yerin sakinleri tarafından amacının dışında yazlık evler yapılarak yaygın yapılaşma ve yerleşmeye sebebiyet verilmesi, bağlı bulunduğu belde de Belediye teşkilatı kurulması, hizmet binalarının yapılması, imarın geçerek kesinleşmesi, kısa veya uzun süreli özel mülkiyete dönüştürülerek kullanılıyor olması az yukarıdaki hukuki düzenlemeler kapsamında taşınmazın öncesinin kadim yayla olma gerçeğini ortadan kaldırmaz. Hukuk Genel Kurulu Kararı sonucu yayla olduğu kabul edilen yerle çekişmeli taşınmaz arasında farklı işlem yapılmasını gerektiren fazla bir mesafe ve rakım farkı da bulunmamaktadır.
HUMK. nun 238/2. maddesine göre Maruf ve Meşhur olan hususlar münazaalı sayılmaz. Davalı taşınmazın bulunduğu Tekir Yaylası yalnızca bölge halkı tarafından bilinen bir yer değil herkesin bildiği tanıdığı yurt genelinde maruf olan bir yerdir. Öncesi kadim, maruf ve meşhur bir yayla iken sonradan yaygın bir yapılaşma sonucu yerleşme alanı haline getirilen bu yerin Çukurova'ya nazaran daha serin olmasından ötürü niteliğinin değiştirilerek yazlık yapı olarak kullanılması taşınmazın yayla olma özelliğini kaybettirmez.
Mahkemenin dava konusu taşınmazı yayla niteliğinde kabul etmesinde kanuna aykırılık yoktur. Davalının sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak;
4342 s. Mera Yasasının geçici 3. maddesinde 20.06.2007 gün ve 26558 s. resmi gazetede yayımlanan 3.6.2007 günlü 5685 s. kanunla değişiklik yapılmış Belediye ve mücavir alan sınırları içinde kalan ve 1.1.2003 gününden önce kesinleşen imar planları içinde yerleşim yeri olarak işgal edilerek mera, yaylak ve kışlak olarak kullanımı teknik açıdan mümkün olmayan yerlerin ot bedeli alınmaksızın tahsis amacı değiştirilerek Hazine adına tescilleri yapılır. Ancak, bu nitelikteki taşınmazlardan ilgili belediye veya kamu kurum ve kuruluşları adına tescil edilmiş olanların tescilleri bedel talep edilmeksizin aynen devam eder. Bunlar hakkında Hazinece dava açılmaz, açılmış davalardan vazgeçilir. Hazinece bu nitelikteki taşınmazlar hakkında ilgili belediye veya kamu kurum ve kuruluşları aleyhine açılan davalar sonucunda Hazine adına tesciline veya mera, yaylak ve kışlak olarak sınırlandırılmasına ve özel siciline yazılmasına karar verilen, kesinleşen ve henüz tapuda işlemleri yapılmamış olan taşınmazlar hakkında da aynı hüküm uygulanır.
Birinci fıkrada nitelikleri belirtilen taşınmazlardan Hazine adına tescil edilmesi gerekirken gerçek ya da özel hukuk tüzel kişileri adına tescil edilmiş taşınmazlara ait Hazinece açılan davalardan, taşınmazların emlak ve rayiç bedellerinin toplamının yarısı üzerinden hesaplanacak bedelin ilgililerce Hazineye ödenmesi kaydıyla vazgeçilir. Bu hüküm, henüz dava açılmamış taşınmazlar hakkında da uygulanır. Evvelce açılan davalarda Hazine adına tesciline veya mera, yaylak ve kışlak olarak sınırlandırılmasına ve özel siciline yazılmasına karar verilen ve kesinleşen kararlara konu olan bu nitelikteki taşınmazların tapuları da talep etmeleri halinde aynı esaslara göre önceki kayıt maliklerine veya yasal mirasçılarına devredilir. hükmü getirilmiştir.
09.03.1988 gün ve 1987/2-860-232 s. Hukuk Genel Kurulu Kararında vurgulandığı üzere kural olarak herhangi bir kanun ve düzenleyici hüküm o kanunun yürürlüğe girdiği andan itibaren hukuksal sonuç meydana getireceğinden 5685 s. kanunla 4342 s. Mera Yasasının geçici 3. maddede yaptığı değişikliklerin uygulanıp uygulanamayacağının inceleme ve araştırma konusu yapılması gerekir.
Buna göre olayda hükmü aynen yukarıya yazılan 4342 s. Mera Yasasının geçici madde 3, birinci ve ikinci fıkra hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağı inceleme ve araştırma konusu yapılmalı, başka bir anlatımla yaylak olması sebebiyle sair koşullar gerçekleşmişse kanun uyarınca Hazine adına tescil edilmesi gereken taşınmaza davalının emlak ve rayiç bedeli toplamının yarısı depo ettirilerek Hazinenin bu bedel karşılığı davadan yasa gereği vazgeçmesi gerekip gerekmediği yönü üzerinde durulmalıdır.
Kararın açıklanan sebeplerle bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan sebeplerle hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istem halinde yatırana iadesine, 07.02.2008 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy