(1086 S. K. m. 7)
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 31.10.2005 tarihinde verilen dilekçe ile tapu iptali ve yayla olarak sınırlandırma istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 19.12.2006 tarihli hükmün Yargıtay'ca tetkiki davalılar vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içindeki tüm kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Davacı Kadastro 244 parsel numarası ile Hazine adına yazılan taşınmazın yayla yeri olduğunu ileri sürerek davalılar adına olan tapu kaydının iptali ile yayla niteliği ile sınırlandırılmasını istemiştir.
Mahkemece davaya bakma görevinin kadastro mahkemesine ilişkin olacağı gerekçesi ile görevsizlik kararı verilmiş, hüküm her iki tarafça temyiz edilmiştir.
Mahkemenin görevsizlik kararı verirken gözönünde tuttuğu husus, eldeki davaya konu parselin bitişiğinde yer alan ve 331 numarası ile Hazine adına yazılan taşınmaz hakkında, temyize konu eldeki davanın davalıları tarafından Kadastro Mahkemesinin 2003/53 Esas s. dosyasında dava açmış olmaları olmuştur. Mahkemece açılan bu dava sebebiyle eldeki davaya konu 244 parsel hakkındaki tutanağında kesinleşmiş sayılmayacağı kabul edilmek suretiyle Genel Mahkemede dava açılamayacağı sonucuna varmıştır.
Eldeki davanın davalıları ya da Hazine tarafından 244 parsel için tapulama mahkemesinde açtıkları bir dava mevcut değildir. Kadastro Mahkemesinin 2003/53 Esastaki davası 331 parsele ait olup o dava süresi içersinde açılmakla yalnızca 331 parsel hakkında düzenlenen tutanağın kesinleşmesine engel teşkil eder. Eldeki davaya konu 244 parsele ilişkin tutanak 3.6.1998 gününde askıya çıkarılmış ve 30 günlük askı ilan öncesinde Kadastro Mahkemesinde bir dava açılmadığından 03.07.1998 tarihi itibariyle kesinleşmiştir. Bu kesinleşme tarihi aynı zamanda taşınmazın tapuya tescil tarihi olup, eldeki davanın artık genel mahkemede açılıp yürütülmesinde kanuna aykırı bir yön bulunmamaktadır. Mahkemece işin esası hakkında bir karar verilecek yerde, görevsizlik kararı ile işten el çekme kararı verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan sebeplerle tarafların görevine ait itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek bulunmadığına, 07.02.2008 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy