(3194 S. K. m. 18) (2981 S. K. m. 10, 18) (1086 S. K. m. 45, 186) (YHGK. 04.12.1996 T. 1996/14-763 E. 1996/864 K.)
Dava: Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 14.03.2006 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan muhakeme sonunda; davanın reddine dair verilen 29.05.2007 günlü hükmün Yargıtay'ca, durulmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle, tayin olunan 14.10.2008 günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davacı vekili Av. B.D. ile karşı taraftan davalı vekili Av. M.A.C. geldiler. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelenlerin sözlü açıklamaları dinlendi. Duruşmanın bittiği bildirildi. İş karara bırakıldı. Bilahare dosya ve içerisindeki bütün kâğıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Dava, tapu tahsis belgesine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Davalı, tapu tahsis belgesinin idare tarafından iptal edildiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, tapu tahsis belgesinin idarece iptal edildiği ve idari işlemin iptali için idari yargıda dava açıldığının kanıtlanamadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Hukuk Genel Kurulu'nun 04.12.1996 tarihli ve 1996/14-763-864 sayılı kararında da belirtildiği gibi, tapu tahsis belgesi bir mülkiyet belgesi olmayıp yalnızca fiili kullanmayı belirleyen ve ilgilisine kişisel hak sağlayan bir zilyetlik belgesidir.
Tapu tahsis belgesinin varlığı, tahsis edilen yerin adına tahsis yapılan kişi veya mirasçıları adına tescili için yeterli değildir. Tahsis kapsamındaki yerin hak sahibi adına tescil edilebilmesi için;
- Hukuki yönden geçerliliğini koruyan bir tapu tahsis belgesinin bulunması,
- Tahsise konu yerde 3194 Sayılı Yasanın 18. maddesi uyarınca imar planı veya 3290 Sayılı Yasa ile değişik 2981 Sayılı Yasa uyarınca ıslah-imar planlarının yapılmış olması,
- İlgilisine, tapu tahsis belgesi gereğince bir başka yerden tahsis yapılmamış olması,
- Tahsise konu yerin kamu hizmetine ayrılmamış ve imar planına göre konut alanında kalmış olması,
- Tahsise konu yer ile tescili istenilen taşınmazın aynı yer olup olmadığı ve taşınmazın niteliklerinin belirlenmesi amacıyla mahallinde uzman bilirkişiler aracılığı ile keşif yapılması,
- Tahsise konu arsa bedelinin ödenmiş olması, ödenmemiş ise taşınmazın dava tarihindeki rayiç değerinin uzman bilirkişiler aracılığı ile saptanarak hükümden önce mahkeme veznesine veya belirlenecek tevdi mahalline depo edilmiş olması,
- İmar parsellerinin oluşturulması sırasında, şuyulandırmaya tabi tutulan parselden 3290 Sayılı Yasa ile değişik 2981 Sayılı Yasanın 18/b-c maddesi uyarınca düzenleme ortaklık payı kesilip kesilmediğinin, kesilmiş ise uygulanan oranın saptanması gerekir,
Mahkemece, yukarıda belirtilen koşullar doğrultusunda yapılacak inceleme sonucunda, tescil isteğinin kabulü için yasal koşulların oluştuğu kabul edildiği takdirde, 3290 Sayılı Yasa ile değişik 2981 Sayılı Yasanın 10/C-2 maddesi gereğince tahsise konu yerde uygulanan düzenleme ortaklık payının davacıyı da bağlayıcı nitelikte olduğu dikkate alınarak tahsis miktarından bu oranda yapılacak indirimden sonra kalan miktarın tesciline karar verilmelidir.
Somut olayda; davalı, davacının dayanak tapu tahsis belgesinin iptal edildiğini ve hukuken geçerliliğini korumadığını savunmuş, davacı ise tapu tahsis belgesinin iptaline ilişkin idari işlemin iptali istemiyle davalar açtığını ileri sürerek bu davalara ilişkin dosyaların esas numaralarını bildirmiştir.
Gerçekten, İstanbul 4. İdare Mahkemesi 18.02.2008 ve 25.03.2008 tarihli yazıları ile taraflar arasında görülen 2007/30 Esas, 2007/1751 Esas sayılı dava dosyalarının bulunduğunu ve halen bu davaların derdest olduğunu bildirmiştir.
Hal böyle olunca, anılan dava dosyalarının davacının dayanağı 06.01.2008 tarihli tapu tahsis belgesinin iptaline ilişkin idari işleme ilişkin olup olmadığı incelenerek, tapu tahsis belgesinin iptaline ilişkin idari işleme ilişkin iseler bu davalar bekletici mesele yapılarak az yukarıda açıklanan koşullarda incelenmek suretiyle sonucuna göre karar verilmelidir.
Öte yandan; dava konusu 716 ada 46 parsel sayılı taşınmazın dava açıldıktan sonra 20.09.2006 tarihinde davalı tapudan E. İnşaat Ltd. Şti. ve Y. Mühendislik A.Ş.'ye devredildiği anlaşılmıştır. Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 186. maddesi uyarınca davacıya seçimlik hakkının da hatırlatılmaması da doğru görülmemiştir.
Karar bu nedenlerle bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz itirazlarının yukarıda açıklanan nedenlerle kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 550.00.-YTL Yargıtay duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine, peşin yatırılan harcın istek halinde yatırana iadesine, 15.10.2008 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy