(1163 S. K. m. 99) (818 S. K. m. 97, 163, 358) (4077 S. K. m. 3, 23)
Dava: Davacılar vekili tarafından, davalılar aleyhine 11.06.2007 tarihinde verilen dilekçe ile ihtar yapılması ve kooperatife üye kayıt edilmeleri istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; mahkemenin görevsizliğine dair verilen 12.06.2007 tarihli hükmün Yargıtay'ca tetkiki davacılar vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içindeki tüm kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Davacılar; davalı E.S.K İnşaat Mobilya Dekorasyon Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi ile sair davalı S.S Su Damlası Konut Yapı Kooperatifi arasında 15.05.2004 tarihli arsa payı devri karşılığı inşaat yapım sözleşmesi bulunduğunu, bu sözleşmeyle yükleniciye bırakılması kararlaştırılan bağımsız bölümleri taşınmaz satış vaadi sözleşmesi yoluyla temlik aldıklarını, ancak yüklenici şirketin inşaat yapımında geciktiğini, yüklenici şirkete işin tamamlanması için uygun bir süre verilmesini aksi durumda inşaatın üçüncü kişilere yaptırılacağının ve masraflarının kendilerinden alınacağının ihtarını arsa sahibi olan davalı kooperatife üye olarak kayıtlarının sağlanmasını talep etmiştir.
Davalı kooperatif davalı yüklenici şirketin sözleşmeden kaynaklanan edimlerini yerine getirmediğini, inşaatın mevcut hali itibari ile davacıların kooperatiften bir istekte bulunamayacaklarını davanın reddini savunmuştur.
Davalı yüklenici davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece, 1163 s. Kooperatifler Yasanın 99. maddesi hükmünce Kooperatifler Yasasının uygulamasından kaynaklanan hukuk davaları tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın mutlak ticari davalardan olduğundan, dava dilekçesinin görev yönünden reddine ve dosyanın görevli Ankara Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
Hükmü davacılar temyiz etmiştir.
Gerçekten; 1163 s. Kooperatifler Yasasının 99. maddesi uyarınca bu kanunda düzenlenen hususlardan doğan hukuk davaları tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın ticari dava sayılır.
Yasanın anılan hükmüne göre ticari davalardan amaç; ortağı ile kooperatif veya kooperatif ile ortağı arasındaki hukuk davalarıdır. Zira, 1163 s. Kooperatifler Kanununda tüzel kişiliği haiz olmak üzere ortaklığının belli ekonomik menfaatlerini ve özellikle meslek veya geçimlerine ilişkin ihtiyaçlarını iş gücü ve parasal katkılarıyla karşılıklı yardım, dayanışma ve kefalet suretiyle sağlayıp korumak amacıyla gerçek ve tüzel kişiler tarafından kurulan kooperatif ile yasa ve ana sözleşmeye göre kooperatife ortak olanlar arasındaki düzenlemeler yapılmıştır. Somut olayda, davacılar davalı kooperatifin ortağı olmadığından, davacılar ile kooperatif arasındaki ilişkinin 1163 s. Kooperatifler Yasasının uygulanması suretiyle çözümü ve aralarındaki davanın ticari dava sayılması olanaklı değildir. Kooperatifle sair davalı şirket arasındaki 15.05.2004 tarihli arsa payı karşılığı inşaat yapım sözleşmesinden kaynaklanan şahsi hakkın yüklenici tarafından davacılara temlik edilmesi de, davacılar ile kooperatif arasındaki uyuşmazlığa 1163 s. Kooperatifler Yasasının uygulanmasını gerektirmez.
Diğer taraftan; davacıların dayandığı taşınmaz satış vaadi sözleşmeleri gerçekte bir temlik işlemidir. Çünkü, yüklenici 15.05.2004 günlü arsa payı devri karşılığı inşaat yapım sözleşmesiyle kazandığı bir bakıma eserin bedeli olan bağımsız bölüm mülkiyet aktarımını doğrudan arsa sahibinden isteyebileceği gibi bu hakkını temlik işlemiyle üçüncü kişilere de devir ve temlik edebilir.
Bir tanımlama yapmak gerekirse; alacağın temliki, alacaklı ile onu devralan üçüncü şahıs arasında borçlunun rızasına ihtiyaç olmaksızın yapılabilen ve yalnızca kazandırıcı bir tasarruf işlemi niteliğini taşıyan şekle bağlı bir akittir. Borçlar Yasasının 163. hükmüne göre temlik sözleşmesi temlik edenle temlik alan arasındaki yazılı sözleşme ile kurulabilir. Ne var ki alacağın temlikinde aranan yazılı şekil temlik sözleşmesinin resmi biçimde yapılmasına engel değildir. Nitekim uygulamada yükleniciden şahsi hakkını temlik alan üçüncü kişilerin temlik sözleşmesini adi yazılı satış sözleşmesi veya noterde düzenleme biçimde taşınmaz satış vaadi sözleşmesi olarak yaptıkları görülmektedir.
Bunların dışında, 4822 s. Kanununla değişik 4077 s. Tüketicinin Korunması Hakkındaki Yasasının 3. maddesi (c) bendi ile konut ve tatil amaçlı taşınmaz mallar da Tüketicinin Korunması Yasanın kapsamına alınmıştır. Dava konusu taşınmaz konut niteliğindedir. Anılan kanunun (e) bendindeki tanıma göre tüketici: bir mal veya hizmeti ticari veya mesleki olmayan amaçlarla edinen, kullanan veya yararlanan gerçek veya tüzel kişiyi, (f) bendindeki tanıma göre de satıcı: kamu tüzel kişileri dahil olmak üzere ticari veya mesleki faaliyetler kapsamındaki tüketiciye mal sunan gerçek veya tüzel kişileri ifade eder. 4077 s. Tüketicinin Korunması Hakkındaki Yasasının 23. maddesi hükmüne göre de, bu yasa uygulaması ile ilgili çıkacak her türlü itilaflara Tüketici Mahkemelerinde bakılması gerekir. Kısaca ifade etmek gerekirse davacıların dayanağı olan sözleşmeler yükleniciden kazanılan kişisel hakka ait bulunduğundan ve dava bu sözleşmelere dayanılarak açıldığından, çekişmenin 4077 s. Tüketicinin Korunması hakkındaki yasasının 23. maddesince Tüketici Mahkemelerinde giderilmesi gerekir.
Mahkemece yapılması gereken iş; davacıların istemini Borçlar Yasanın 97 ve 358. maddeleri çerçevesinde ve ancak davacıların 15.05.2004 tarihli arsa payı devri karşılığı inşaat yapım sözleşmesinin tarafı da olmadığı gözetilerek değerlendirmek ve sonucuna uygun bir hüküm kurmak olmalıdır.
Açıklanan tüm bu yönler bir yana bırakılarak görevsizlik kararı verilmesi doğru olmadığından, karar bozulmalıdır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan sebeplerle temyiz edilen hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istem halinde yatırana iadesine, 27.02.2008 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy