(2981 S. K. m. 1) (HGK. 04.12.1996 T. 1996/14-763 E. 1996/864 K.)
Dava: Davacılar vekili tarafından, davalı aleyhine 02.01.2006 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve tescil, olmazsa tazminat istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kısmen kabul, kısmen reddine dair verilen 30.12.2008 günlü hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacılar vekili ve davalılardan Belediye vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Dava, tapu tahsis belgesine dayalı tapu iptali ve tescil ikinci kademedeki istek ise tazminat taleplerine ilişkindir.
Davalılar davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, son kayıt malikinin iyiniyetinden bahisle tapu iptali tescil davasının reddine, istekle bağlı kalınarak 6500 YTL tazminatın davalı Kayseri Büyükşehir Belediyesinden tahsiline, diğer davalı hakkında açılan davanın reddine karar verilmiştir.
Hükmü, davacı ile davalılardan Kayseri Büyükşehir Belediyesi temyiz etmiştir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 4.12.1996 tarihli ve 1996/14-763-864 sayılı kararında da belirtildiği gibi, tapu tahsis belgesi bir mülkiyet belgesi olmayıp yalnızca fiili kullanmayı belirleyen ve ilgilisine kişisel hak sağlayan bir zilyetlik belgesidir. Tapu tahsis belgesinin varlığı tahsis edilen yerin adına tahsis yapılan kişi veya mirasçıları adına tescili için yeterli değildir. Tahsis kapsamındaki yerin hak sahibi tarafından kazanılması için;
Diğer bazı koşulların yanında imar parsellerinin oluşturulması sırasında, şuyulandırmaya tabi tutulan parselden 3290 sayılı yasa ile değişik 2981 sayılı yasanın 18/b-c maddesi uyarınca düzenleme ortaklık payı kesilmeyen durumlarda uygulama cetvellerinden yararlanılarak o adadaki düzenleme ortaklık payının ne olduğu saptanarak bu oranın tahsis edilen taşınmaz yüzölçümünden düşülmesi gerekir.
Diğer yandan; tahsis edilen taşınmaz bedelinin 2981 sayılı yasada öngörülen yönteme göre bulunması tahsis bedeli ödenmemişse bunun da hak iddia eden tarafından ödenmesi gerekir.
Somut olaya gelince;
1- Gerçekten, tahsis belgesinin mülkiyet belgesine dönüştürülmesinden sonraki temlik işlemleri dikkate alındığında son kayıt maliki vakfın Türk Medeni Kanunu'nun 1023. maddesinin koruması altında bulunduğu açıktır. Kayıt maliki vakfa kötüniyet izafe edilemeyeceğinden mahkemenin bu durumu saptayarak davacıların mülkiyet aktarımı istemini reddetmesinde yasaya aykırılık yoktur. Davacıların temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde değildir.
2- Davacılar miras bırakanları Hasan Ekici'ye yapılan 12.07.1984 tarihli tahsise dayanmıştır. Tahsis 400 m2 için yapılmıştır. Yukarıda sözü edildiği üzere yasanın öngördüğü yönteme uygun olarak bundan düzenleme ortaklık payı kesintisinin yapılması taşınmaz yüzölçümünün buna göre belirlenmesi ve tazminatın da ona göre hesaplanması gerekir. Kısaca bilirkişinin tahsisin 400 m2 olduğunu kabulüyle yaptığı hesaplama doğru değildir.
Yine yukarıda sözü edildiği üzere tahsise karşılık yasa ve yönetmelik uyarınca bulunacak bedelin tahsis sahibi tarafından ilgili idareye ödenmesi gerekir. Tahsis bedeli ödenmeden ilgilisini hak sahibi kabul etmek olanaklı bulunmamaktadır. Bu bedelin ödendiğini ispat yükü ise tahsise dayanan tarafa yani davacılara düşer. Davacılar banka dekontuyla 30.000 TL ödemede bulunduklarını ileri sürmüş ise de dayandıkları dekontun bedelin tamamı veya bir bölümüne ilişkin olup olmadığı açıklığa kavuşturulmamıştır. Tahsisi yapan Kayseri Büyükşehir Belediyesi olduğundan dava dışı Melikgazi Belediyesinin 24.07.2008 tarihli yazısında bildirdiği karine de yasal bir karine olmayıp davalı Kayseri Büyükşehir Belediyesi bağlamaz.
Bu açıklamalara göre mahkemece yapılması gereken iş; davacılara bedelin ödendiğine ilişkin delillerini sormak lüzum görülürse bu konuda Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanlığı ile dava dışı Melikgazi Belediyesindeki kayıt ve belgeleri bilirkişilere inceletmek, yine bilirkişiye tahsisin yapıldığı tarihe göre taşınmazın değerini hesaplatmak bu değer itibariyle davacıların yaptığı 30.000 TL.lik ödemenin taşınmazın tüm değerini karşılayıp karşılamadığını belirletmek ödenmeyen bir kısım bedel varsa bu bedelin dava tarihindeki taşınmaz rayicine göre tespit etmek ve tespit edilecek bu bedeli davacıların alacağı olarak bulunacak miktardan düşmek hak edilen tazminatı bütün bunların sonucuna uygun bularak hüküm kurmak olmalıdır.
Tüm bu yönler bir yana bırakılarak taşınmaz yüzölçümünden düzenleme ortaklık payının düşülmemesi ödeme sorunu kanıtlanmış gibi işlem yapılarak davanın yazılı olduğu şekilde kabulü doğru olmadığından karar bozulmalıdır.
Sonuç: Yukarıda davacıların temyiz itirazlarının REDDİNE, hükmün ikinci bent uyarınca BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde yatırana iadesine, 09.04.2009 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy