(1086 S. K. m. 74) (4342 S. K. Geç. m. 3)
Dava: Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasından dolayı mahal mahkemesinden verilen yukarıda gün ve sayısı yazılı hükmün; Dairemizin 07.04.2009 gün ve 2009/3454-4377 sayılı ilamiyle onanmasına karar verilmişti. Süresi içinde davacı vekili tarafından kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla, dosya içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Davacı, 2981 sayılı İmar Affı Kanunu'ndan yararlanmak amacıyla 20.05.1985 tarihinde Karşıyaka Belediye Başkanlığına başvuruda bulunduğunu, tüm edimlerini yerine getirdiğini, ancak taşınmazın hükmen Hazine adına tesciline karar verildiğinden tapu tahsis belgesi de düzenlendiğini belirterek 25954 ada 2 parsel numaralı taşınmaza ait tapu kaydının iptali ile adına tescilini istemiştir.
Davalı Hazine, taşınmazın öncesinin 2431 ada 28 parsel numaralı mera iken yoldan ihdasen Karşıyaka Belediyesi adına tescil edildiğini, açılan dava sonucu tapu kaydının iptal edilerek Hazineye intikalinin sağlandığını, taşınmazın 2981 sayılı yasa kapsamında olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece davanın reddine karar verilmiş, davacının temyizi üzerine Dairemizin 07.04.2009 tarih 2009/3454 E, 2009/4377 K. sayısı ile onanmıştır.
Davacı karar düzeltme isteğinde bulunmuştur.
HUMK.'nun 74 ve devamı maddeleri gereğince, bir davada dayanılan hukuki sebepleri anlatmak taraflara, hukuki nitelendirmeyi yapmak hakime aittir.
08.06.2004 tarihli ve 5178 sayılı Yasa ile 4342 sayılı Mera Kanunu'nun bazı maddelerinde değişiklik yapılmış ve eklenen geçici 3. madde ile;
Belediye ve mücavir alan sınırları içerisinde kalan ve 01.01.2003 tarihinden önce kesinleşen imar planları içerisinde yerleşim yeri olarak işgal edilerek mera olarak kullanımı teknik olarak mümkün olmayan yerlerin tahsis amacı değiştirilerek Hazine adına tescilleri yapılır. Ancak ilgili belediye veya kamu kurum ve kuruluşları adına tescil edilmiş olanların dava konusu olup olmadığına bakılmaksızın ücretsiz olarak tescilleri aynen iptal edilir. Hazine adına tescil edilmesi gerekirken gerçek veya tüzel kişilere tescil edilmiş taşınmazlara ilişkin açılan davalardan, emlak ve rayiç bedellerinin toplamının yarısı üzerinden taşınmazların halen maliki olan kişilerce Hazineye bedelinin ödenmesi kaydıyla vazgeçilir. Evvelce açılan davalarda Hazine lehine kesinleşen kararlara konu taşınmazların tapuları aynı esaslara göre önceki maliklerine veya kanuni mirasçılarına devredilir hükmü getirilmiştir.
Yukarıya aynen alınan madde hükmünden anlaşılacağı üzere; Mera Kanunu geçici m.3'ün uygulanacağı taşınmazlar, öncesi mera iken yasanın öngördüğü koşulların gerçekleşmesi sebebiyle aslında Hazine adına tescili gereken veya Hazine adına tescili gerekirken gerçek veya tüzel kişiler adına tescil edilecek taşınmazlardır. Başka bir anlatımla 4342 sayılı Mera Kanunu'nun geçici 3.maddesi hükmü, belediye adına tescil edilerek belediyenin özel mülkü haline gelen taşınmazlara uygulanamaz.
Bir yörede 4342 sayılı Mera Kanunu'nun geçici 3. maddesine göre işlem yapılabilmesi için;
a) Mera, 4342 sayılı Kanunun geçici 3. maddesinde yapılan değişikliğin yürürlüğe girdiği 03.05.2005 tarihi itibariyle belediye ve mücavir alan sınırları içerisinde bulunmalıdır. Zira bu tarih itibariyle köy sınırları içerisinde bulunan veya bu tarihten sonra belediye ve mücavir alan sınırları içerisine alınan meralarda bu madde hükümlerinin uygulanma olanağı yoktur.
b) Mera, 01.01.2003 tarihinden önce kesinleşmiş imar planı içerisinde kalmalıdır. Bu tarihten sonra imar planı içerisine alınan veya imar planı bulunmayan yerlerdeki meralarda bu madde hükmü uygulanmaz. Yasa hükmünde geçen imar planından maksat ise her türlü ölçekteki plan yani nazım, uygulama veya mevzi imar planlarıdır.
c) Meranın yerleşim yeri olarak işgal edilmesi yani bu şekilde kullanılması durumunun da 01.01.2003 tarihinden önce mevcut olması gerekir. Bu tarihten sonra işgal edilerek yerleşim yeri olarak kullanılan meralarda bu madde hükmü uygulanamaz. Bu maddenin uygulanmasında yerleşim yeri kavramı konut, konaklama, turizm, sanayi, askeri v.b. amaçlar için kullanılmak üzere planlanarak yapılaşmış veya eskiden beri bu amaçlarla kullanılan şehir, kasaba ve beldelerin üzerinde yapılaşma bulunan yerleşim alanlarını ifade etmektedir.
d) Diğer bir koşul da meranın mera niteliği ile kullanılmasının teknik açıdan mümkün bulunmamasıdır.
Yukarıda belirtilen şartların varlığı duraksamasız saptanmadan belediye ve diğer kamu kurum ve kuruluşları adına tescil edilmiş meraların mülkiyeti bu kurum ve kuruluşlara bırakılamaz. Bu gibi yerler yasa uyarınca Hazine adına tescili gereken yerler olacağından, mahkemece 4342 sayılı Mera Kanunu'nun geçici 3. maddesi koşullarının varlığı veya yokluğu üzerinde yeterince durulmalıdır.
Somut olaya gelince; dava konusu 25954 ada 2 parsel numaralı taşınmaz Hazine adına kayıtlı olup, beyanlar hanesinde içindeki evin davacı M. A. ya ait olduğu yazılıdır. Gerçekten davacı, 20.05.1985 tarihinde İmar Affı Kanunu'ndan yararlanmak amacıyla başvuruda bulunmuş, gerekli giderleri ve taşınmaz için belirlenen bedeli de ödemiştir. Ne var ki, Karşıyaka Belediyesi adına yoldan ihdasen tescil edilmiş bulunan taşınmaz tapusu açılan dava sonucu iptal edilerek 12.05.2006 tarihinde Hazine adına tescil edilmiş, bu nedenle davacı adına tapu tahsis belgesi de düzenlenememiştir. Ancak, dosya kapsamı ve Dairemiz denetiminden geçen emsal kararlarda da vurgulandığı üzere; dava konusu 25954 ada 2 parselin geldisi davalının da kabulünde olduğu üzere 2431 ada 28 parsel olup kaydından da anlaşılacağı üzere öncesi meradır. İmar uygulaması ile dava konusu parselin bulunduğu alan ıslah imar planında otoyol güzergahında kalmış daha sonra otoyol güzergahı değişmiş ve yapılan imar planı tadilatı ile de parselin bulunduğu alan konut sahası olarak belirlenmiştir. Belediye adına yoldan ihdasen 10.03.1998 tarihinde tescil edilen taşınmazın öncesinin mera olduğu iddiası ile Hazine tarafından açılan dava sonucu 12.05.2006 tarihinde Hazine adına tescil edilmiştir.
Mahkemece belediye adına yapılan tescil işleminin yolsuz olduğu gerekçesi ile davacının isteminin reddine karar verilmiş ise de, dava konusu yerin 01.01.2003 tarihinden önce kesinleştiği anlaşılan imar planına göre yerleşim alanı olarak belirlendiği, üzerinde resmi ve özel binalar inşa edilerek yeni bir yerleşim alanı oluştuğu dosya kapsamı ile anlaşılmaktadır. 5178 sayılı yasa ile 4342 sayılı Mera Kanununa eklenen geçici 3. madde koşullarının eldeki, davada da irdelenerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiş olması doğru olmamıştır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacının karar düzeltme isteğinin kabulü ile Dairemizin 07.04.2009 tarihli kararının KALDIRILMASINA, yerel mahkeme kararının yukarıda açıklanan gerekçe ile BOZULMASINA, 16.09.2009 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy