(818 S. K. m. 149, 154)
Dava: Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 03.06.2009 gününde verilen dilekçe ile alacak istenmesi üzerine yapılan muhakeme sonunda; davanın reddine dair verilen 13.05.2010 günlü hükmün Yargıtay'ca, duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle, tayin olunan 07.12.2010 günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davacı vekili Av. Ezgi Aktaş ile karşı taraftan davalı vekili Av. Bilal Koralay geldiler. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelenlerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi. İş karara bırakıldı. Bilahare dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Dava, taraflar arasındaki 26.07.2008 tarihli ve 5 yıl süreli hasılat kira sözleşmesinin haksız feshi nedenine dayalı yoksun kalınan kira geliri ile ortak alan giderlerinin davalıdan tahsili istemine ilişkindir.
Davalı, sözleşmenin 9. maddesi uyarınca kira aktinin şarta bağlı olarak yapıldığını ve anılan maddede yazılı şartın gerçekleşmemesi nedeniyle kira aktinin yürürlüğe girmediğini savunmuştur.
Mahkemece, taraflar arasındaki kira aktinin şarta bağlı olarak yapıldığı ve sözleşmenin 9. maddesinde yazılı geciktirici şartın gerçekleşmediği, bu nedenle taraflar arasındaki kira aktinin sonuç doğurmayacağı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Türk Borçlar Kanununda erteleyici (taliki) ve bozucu (infisahi) olmak üzere iki türlü şart düzenlenmiştir. Borçlar Kanununun 149. maddesi gereğince bir sözleşmenin konusunu oluşturan borcun varlığı şüpheli bir olayın gerçekleşmesine bağlı şekilde ertelenmişse, sözleşme şartlı olacağından ancak şartın gerçekleşmesi anından itibaren hüküm ifade edecektir. Daha açık bir deyimle sözleşme kurulurken sonradan gerçekleşebilecek bir olayın varlığı amaçlanmış, ifa zamanı ileride şüpheli bir işlemin ortaya çıkmasına bağlanmıştır. Ancak; Borçlar Kanununun 154. maddesi hükmü uyarınca, şartın tahakkukuna iki taraftan biri hüsnü niyet kaidelerine muhalif bir hareketle mani olursa o şart tahakkuk etmiş addolunur.
Somut olayda; taraflar arasında düzenlenen 26.07.2008 tarihli kira aktinin 9. maddesine "iki aylık kira bedeli karşılığı 7.531.20 Avro+KDV kira peşinatı olarak sözleşmenin imza tarihinde ödenecektir. Ödenen kira peşinatı kira başlangıç tarihinden sonraki üçüncü, altıncı ve dokuzuncu ay kira bedellerinden 3 eşit taksitte mahsup edilecektir. 3 aylık kira bedeli karşılığı 11.296.80 Avro+KDV nakit veya kesin ve süresiz banka teminat mektubunu kiralayanın bu sözleşmeden kaynaklanan tüm alacaklarının teminatını teşkil etmek üzere sözleşmenin imza tarihinde kiralayana verecektir. Depozito bedelinin bu süre içinde verilmemesi halinde veya herhangi bir nedenle depozitonun nakte tahvil edilmesi durumunda 15 günlük sürede depozitonun tamamlanmaması halinde beher gün için 50 Avro cezai şart ödemeyi kiracı kabul ve taahhüt eder. Sözleşme yukarıdaki bedellerin tamamının ödenmesi, depozitonun verilmesi ve kiralayanın imzası ile geçerlilik kazanır" hükmü konulmuştur. Anılan madde hükmü davacı kiralayanın haklarını koruyan taliki şart niteliğindedir. Davalı, anılan maddede yazılı yükümlülükleri yerine getirdiğini buna rağmen davacı kiralayan tarafından kabul edilmediğini kanıtlayamamıştır. Bu durumda, davalı kiracı iyiniyet kuralına aykırı olarak anılan maddede yazılı yükümlülükleri yerine getirmediğinden Borçlar Kanununun 154. maddesi hükmü uyarınca taliki şartın gerçekleştiğinin kabulü gerekir. Davacı kiralayan da, anılan maddede yazılı haklarını saklı tutarak kiralananı kullanıma hazır bulundurduğu süre içerisinde kira bedelini talep edebilir.
Taraflar arasında düzenlenen 26.07.2008 tarihli kira sözleşmesi yukarıda açıklandığı üzere hüküm ve sonuç doğuracağından mahkemece kira sözleşmesine konu kiralananın nitelikleri, bulunduğu yer, fiziki ve çevresel koşullar da gözetilerek kiralananın yeniden kiraya verilebileceği makul süre uzman görüşü alınmak suretiyle saptanmalı, bu süreyi kapsayan kira bedeli ile ortak alan giderleri hüküm altına alınmalıdır.
Açıklanan bu yön gözardı edilerek sözleşmenin 9. maddesinin yanlış yorumlanması sonucu davanın reddi doğru olmadığından karar bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz itirazlarının yukarıda açıklanan nedenlerle kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan temyiz harcının yatırana iadesine, 825.00 TL Yargıtay duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, peşin yatırılan harcın istek halinde yatırana iadesine, 07.12.2010 tarihinde oybirliği ile, karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy