(4721 S. K. m. 474)
Dava: Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 22.04.2010 gününde verilen dilekçe ile geçit hakkı istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 13.09.2010 günlü hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalılar vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Dava, Türk Medeni Kanunu'nun 747. maddesine dayalı geçit irtifakı tesisi istemine ilişkindir.
Davalı 438 sayılı parselin malikleri, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece dava kabul edilmiş, 428 sayılı parsel yararına taşınmazın bilirkişi krokisinde kırmızı renkle gösterilen bölümünden ve 438 sayılı parsel üzerinden geçit irtifakı tesis edilmiştir.
Hükmü, davalılar temyiz etmiştir.
Türk Medeni Kanunu'nun 747/2. maddesi gereğince geçit isteği, önceki mülkiyet ve yol durumuna göre en uygun komşuya, bu şekilde ihtiyacın karşılanmaması halinde geçit tesisinden en az zarar görecek olana yöneltilmelidir. Zira geçit hakkı taşınmaz mülkiyetini sınırlayan bir irtifak hakkı olmakla birlikte, özünü komşuluk hukukundan alır. Bunun doğal sonucu olarak yol saptanırken komşuluk hukuku ilkeleri gözetilmelidir. Geçit gereksiniminin nedeni, taşınmazın niteliği ile bu gereksinimin nasıl ve hangi araçlarla karşılanacağı davacının sübjektif arzularına göre değil, objektif esaslara uygun olarak belirlenmeli, taşınmaz mülkiyetinin sınırlandırılması konusunda genel bir ilke olan fedakarlığın denkleştirilmesi prensibi dikkatten kaçırılmamalıdır. Denilebilir ki bu tür davalarda, dava konusu üzerinde davacının tasarruf yetkisi yoktur ve daima hakim tarafından komşuluk hukukunun genel ilkeleri gözetilmeli, geçit komşulara en az zarar verecek alternatif bulunarak kurulmalıdır.
Somut olaya gelince; davacı, maliki olduğu 428 sayılı parsel için 438 sayılı parsel aleyhine 7 m. genişlikte geçit irtifakı kurulmasını istemiştir. Mahkemece, başkaca alternatifler üzerinde durulmadan ve bu konuda yeterli bir araştırma yapılmadan davacının talebi doğrultusunda karar verilmiştir. Üstelik geçit eninin ne olduğu bilirkişi raporu ve krokisinde gösterilmiş de değildir.
Bu durumda mahkemece yapılması gereken iş, yerinde yeniden keşif yapılarak 428 sayılı parsel için geçit kurulabilecek tüm alternatifleri belirlemek, bu alternatifler içerisinden komşulara en az zarar veren güzergahı tespit etmek, isteği bu şekilde karşılamak olmalıdır.
Eksik inceleme ve araştırmayla hüküm tesisi doğru görülmemiş, bu sebeple kararın bozulması gerektirmiştir.
Kabule göre de; bu tür davalarda, davanın niteliği gereği yargılama giderlerinin (bu arada dava harçlarının) davacı üzerinde bırakılması gerekirken davalılara yükletilmesi yerinde değildir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın istek halinde yatırana iadesine, 18.01.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy