(4721 S. K. m. 974, 981, 984)
Dava: Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 3.2.2009 gününde verilen dilekçeyle elatmanın önlenmesi ve ecrimisil istenmesi üzerine yapılan muhakeme sonunda; elatmanın önlenmesi isteğinin kabulüne, ecrimisil isteğinin reddine dair verilen 29.4.2010 tarihli hükmün Yargıtay'ca, duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, tayin olunan 22.3.2011 günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davalı vekili geldi. Karşı taraftan gelen olmadı. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelenlerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi. İş karara bırakıldı. Bilahare dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Dava, 5.3.2008 tarihli zilyetlik devir sözleşmesine dayalı elatmanın önlenmesi ve ecrimisil tahsili istemlerine ilişkindir.
Davalı, çekişme konusu bağımsız bölümü zilyetliğin devri sözleşmesiyle dava dışı H. B.'dan 28.3.2005 tarihinde satın aldığını, bu yerde de oturmakta olduğunu, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davacının zilyetliği 5.3.2008 tarihli taşınmaz satış vaadi sözleşmesiyle kazandığından bahisle elatmanın önlenmesi istemi kabul edilmiş, ecrimisil istemi ise davalı kötüniyetli zilyet olmadığından reddedilmiştir.
Hükmü, davalı temyiz etmiştir.
Dava konusu bağımsız bölüm, 976 ada 1 ve 4 Sayılı parseller üzerindeki binada bulunmaktadır. 976 ada 1 ve 4 Sayılı parsellerin kayıt maliki dava dışı İstanbul Büyükşehir Belediyesi ve başkaca kişilerdir.
Eldeki davada, her iki taraf da önceki zilyetlerin zilyetlik devir sözleşmesine dayanmıştır. Kuşkusuz bu tür sözleşmeler, ilgilisine mülkiyet hakkı sağlamaz. Bir tarafın dayandığı sözleşmenin, noterde yapılmış olmasının da bir önemi yoktur. Dolayısıyla eldeki davanın Türk Medeni Kanununun 974., 981. ve 984. maddeleri çerçevesinde çözümlenmesi gerekecektir.
Dosya kapsamından; davacının taşınmazda zilyet olmadığı, bağımsız bölüm zilyetliğinin davalıda bulunduğu anlaşılmaktadır. Başka bir deyişle, 5.3.2008 tarihli sözleşmenin konusu olan bağımsız bölüm davacıya teslim edilmemiştir. Davacıya yapılan bir teslim bulunmadığından, davacının fer'i zilyet durumuna girdiği düşünülemez. Dolayısıyla, eldeki davanın reddi gerekirken istemin hüküm altına alınması doğru değildir.
Karar, açıklanan sebeple bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarda açıklanan sebeplerle BOZULMASINA, 825,00 TL Yargıtay duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, peşin harcın istenmesi halinde yatırana iadesine, 22.03.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy