(818 S. K. m. 41, 61)
Dava ve Karar: Davacılar vekili tarafından, davalılar aleyhine 21.03.2006 tarihinde verilen dilekçe ile tapu tahsis belgesi hile ve kötüniyet iddiasına dayalı tapu iptali tescil olmadığı takdirde tazminat istenmesi üzerine bozmaya uyularak yapılan muhakeme sonunda; tescil isteğinin reddine, tazminat isteğinin kabulüne dair verilen 01.12.2009 tarihli hükmün Yargıtay'ca, duruşmalı olarak tetkiki davalı T., duruşmasız olarak davalı D. ile davacı vekili tarafından istenilmekle, tayin edilen 27.04.2010 günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davalı T. M. vekili Av. K. B. ile davalı İ. vekili Av. Ö. Y. ile karşı taraftan davacılar vekili Av. S. M. geldiler. Açık Duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelenlerin sözlü açıklamaları dinlendi. Duruşmanın bittiği bildirildi. İş karara bırakıldı. Bilahare dosya ve içindeki tüm kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Davacılar, 2164 ada 1 parselde bulunan yapı sebebiyle 16.01.1987 gününde murisleri T. B. adına tapu tahsis belgesi düzenlendiğini, bu yerin murislerine ilişkin olduğunu bilen davalılardan D. K.'ın hile ile taşınmazı 31.05.2000 gününde edinerek aynı tarih T. M.'na, onun da 01.08.2000 gününde İ. K'a devrettiğini belirterek tapu kaydının iptali ile taşınmazın adlarına tescili, mümkün olmadığı takdirde 6.245.00 YTL tazminatın davalılardan tahsili isteğinde bulunmuştur.
Davalılardan Kadıköy Belediye Başkanlığı, dava konusu taşınmazın 23.05.2000 günlü encümen kararına istinaden hatalı olarak D. K.'a satıldığını belirtmiştir. Davalı D., adına düzenlenmiş bulunan tapu tahsis belgesinin tapuya dönüştürülmesi amacıyla verdiği vekaletname kapsamında yapılan işlemlerden bilgisi olmadığını, taşınmazın gerçek sahibinin davacıların murisi olduğunu belirtmiştir.
Davalı T., davanın süresinde açılmadığını, kötüniyete ait olarak sunulmuş bir delil bulunmadığını, davacıların ayni hak sahibi olmadığını ileri sürerek davanın reddini savunmuştur.
Davalı ve kayıt maliki olan İ. ise yurt dışında yaşadığını, dava konusu taşınmazı yatırım amaçlı ve tapuya güvenerek satın aldığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hükmü davalılardan İ. K. ve T. M. temyiz etmiş, karar Dairemizin 23.09.2008 günlü ilamıyla ve ilamda yazılı sebeplerle bozulmuştur.
Mahkemece bozmaya uyulmuş davacıların tescile ait talebinin reddine, taleple bağlı kalınarak 6.245.00 TL tazminatın davalılardan tahsiline karar verilmiştir.
Hükmü davacılar davalılardan D. K. ve T. M. temyiz etmiştir.
1- Yapılan yargılamaya, toplanan delillere ve bütün dosya içeriği ile hükmüne uyulan Dairemiz bozma kararı doğrultusunda işlem yapılmış bulunmasına göre davacıların tüm temyiz itirazları yerinde görülmemiş, reddi gerekmiştir.
2- Davalılar D. K. ve T. M.'nun temyiz itirazlarına gelince;
Bir kimsenin borçla sorumlu tutulması için bir başka kimseyle sözleşmesinin bulunması veya haksız fiil ya da sebepsiz iktisap yahut vekaletsiz iş görme gibi kanundan kaynaklanan nedenlerin olması gerekir. Somut uyuşmazlıkta davalıların bir borçla sorumlu tutulma sebebi karar gerekçesinde açıklanmadan taleple bağlı kalınarak 6.245.00 TL'nin tahsiline karar verilmiş olması Borçlar Yasasının mesuliyeti düzenleyen ve yukarda belirtilen kurallarına uygun düşmemiştir.
Mahkemece, yapılması gereken iş, her bir davalının durumunu yukarıdaki ilkeye uygun tayin ve takdir etmek sorumlulukları hakkında bunun sonucuna uygun bir hüküm kurmak olmalıdır.
Değinilen yön gözardı edilerek istem bir gerekçe gösterilmeksizin yazılı olduğu biçimde kabul edildiğinden karar bozulmalıdır.
Sonuç: Yukarıda 1. bentte açıklanan sebeplerle davacıların temyiz itirazlarının REDDİNE, hükmün 2.bentte yazılan sebeplerle davalılar D. K. ve T. M.'nun temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün bu davalılar yararına BOZULMASINA, 750.00' şer TL Yargıtay duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılar D. K. ve T. M.'na verilmesine, 27.04.2010 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy