(1163 S. K. m. 14) (1086 S. K. m. 237) (4721 S. K. m. 1024)
Dava ve Karar: Davacılar vekili tarafından, davalılar aleyhine 16.03.2005 tarihinde verilen dilekçe ile tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan muhakeme sonunda; davanın reddine dair verilen 26.03.2009 tarihli hükmün Yargıtay'ca, duruşmalı olarak tetkiki davacılar vekili ile davalı S. İ. ve B. T. vekilleri tarafından istenilmekle, tayin edilen 27.04.2010 günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davacılar vekili Av. A. B. ile karşı taraftan davalı B. T. vekili Av. İ. E. ile davalı kooperatif başkanı D. T. geldiler. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelenlerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi. İş karara bırakıldı. Bilahare dosya ve içindeki tüm kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Dava, davalılardan kooperatif ile yüklenici S. İ. arasındaki arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinin ileriye etkili feshi nedeniyle yükleniciye bırakılması kararlaştırılan bağımsız bölümlerin ikinci yüklenici davalı ile arsa sahibi kooperatif arasında yapılan 27.08.1998 günlü sözleşmenin 2.7 maddesi uyarınca yükleniciye verilen yetki gereği temliki iddiasına dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Davalılardan kooperatif yüklenici S.'in kooperatife verdiği dilekçe üzerine gerekli işlemlerin yapıldığını, davalı yüklenici S. davacıların miras bırakanı ile yapılmış geçerli bir sözleşmenin bulunmadığını, davalı F. Y. ve B. T. ise taşınmazların adına hükmen tescil edildiğini, iyiniyetli alıcı olduklarını savunmuş ve davanın reddini istemişlerdir.
Mahkemece, dava konusu bağımsız bölümlerin hükmen davalı F. adına tescil edildiği, davacılar miras bırakanının yöntemine uygun temlik sözleşmesinin bulunmadığı ve davalı arsa maliki kooperatife herhangi bir ödeme de yapmadıkları gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiştir.
Hükmü davacılar ile davalı S. İ. ve B. T. temyiz etmiştir.
1- Dosyada yer alan bilgi ve belgelerden davalı kooperatif ile sair davalı S. İ. arasında 07.02.1997 günlü asıl ve 04.08.1997 günlü ek arsa payı karşılığı inşaat sözleşmelerinin bulunduğu, ne var ki bu sözleşmelerin taraflarca ileriye etkili feshedildiği, davalı arsa sahibi kooperatifin 27.08.1998 gününde ikinci yüklenici Er-Ek İnşaat Limited Şirketi ile ayrı bir arsa payı karşılığı inşaat yapım sözleşmesi düzenledikleri, bu sözleşmenin 2.7 maddesinde çekişmeli bağımsız bölümlerin tamamının ve dava konusu edilmeyen bazı yerlerin yapılan işlere karşılık yükleniciye bırakılmasının kararlaştırıldığı, ayrıca bu sözleşmede yükleniciye bağımsız bölümlerin kooperatife yazılı olarak bildireceği kişilere devir yetkisi verildiği, bu yetkiye dayanarak yüklenicinin kooperatife gönderdiği 14.09.1998 günlü dilekçesiyle çekişme konusu bağımsız bölümleri davacılar miras bırakanı A. R. Ö.'e temlik ettiğini bildirdiği, kooperatif yönetim kurulunun da 25.09.1998 gününde davacılar miras bırakanına bağımsız bölüm tapuları ileride verilmek üzere üye kabul ettiği anlaşılmaktadır. Yine dosya arasında bulunan Antalya 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2002/249 Esasında kayıtlı dava dosyasından davalılardan F. Y.'ın davalı kooperatifi ikinci yüklenici Er-Ek İnşaat Limitet Şirketi ve ilk yüklenici S. İ.'ı hasım göstererek çekişme konusu bağımsız bölümleri 19.08.1998 günlü satış vaadi sözleşmesiyle S. İ.'dan satın aldığını iddia ederek ferağ icbar suretiyle tescil davası açtığı açılan davanın kabul edildiği Yargıtay denetiminden geçerek kesinleştiği görülmektedir.
Dava konusu dört adet bağımsız bölümün tapuda yukarda anılan mahkeme ilamına dayanılarak 11.06.2001 gününde F. Y. adına tescil edildiği, F.'un bu bağımsız bölümlerden iki tanesini aynı tarihte davalı B. T.'na satış suretiyle devrettiği anlaşılmıştır.
Burada yapılması gereken ilk saptama 1163 s. Kooperatifler Yasasının 14/son maddesi gereğince kooperatif ortaklığının devredilebilir olduğudur. Bu hüküm uyarınca yönetim kurulu ortaklığı devralan kişinin ortaklık niteliklerini taşıması halinde bu kişiyi ortaklığa kabul eder. İlk yüklenici S. İ.'ın 16.09.1998 günlü dilekçesi davalı kooperatifteki ortaklığın devrine ilişkindir. Kooperatif Yönetim Kurulunun 25.09.1998 günlü kararı ise az önce sözü edilen Kooperatifler Yasasının 14/son maddesine uygundur. Bu işlemde davacılar miras bırakanı şahsi hak kazanmıştır.
Üzerinde durulması gereken sair bir sorunda Antalya 3. Asliye Hukuk Mahkemesini 2002/249 Esasında kayıtlı dava dosyasının bu dosya bakımından kesin hüküm veya güçlü delil oluşturup oluşturmayacağıdır. Bilindiği üzere HUMK'nun 237. maddesi gereğince kesin hüküm olgusundan söz edebilmek için her iki davada dayanılan hukuki sebebin, dava konusunun ve taraflarının aynı olması gerekir. Anılan dava dosyasında davacılar taraf durumunu almadıklarından Antalya 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2002/249 Esasında kayıtlı dava eldeki dava bakımından kesin hüküm sonuçlarını meydana getirmez. O davada 19.08.1999 günlü satış vaadi sözleşmesine dayanılarak çekişmenin satış vaadi sözleşmesinin tarafları bakımından incelenmiş olması bu dava bakımından güçlü delil de değildir.
Sonuç olarak, davacılar miras bırakanının 14.09.1998 günlü yüklenicinin kooperatife yaptığı başvuruya ve kooperatifin davacıları üye kayıt kabulüne dair işlemlere kısaca şahsi hakka dayandıkları, keza davalı F. Y.'ın da 19.08.1999 günlü satış vaadine yine kısaca şahsi hakka dayandığı açık seçiktir. Dairemizin öteden beri uygulamasına göre şahsi hakların yarışması halinde değer verilecek olan kadim günlü yani davacıların dayandıkları şahsi haktır.
Davalı B. T.'nun durumunun da TMK'nun 1024 maddesi kapsamında değerlendirilmesi gerekecektir. Anılan madde hükümü uyarınca, bir ayni hak yolsuz olarak tescil edilmişse bunu bilen veya bilmesi gereken üçüncü kişilerin yolsuz olan bu tescile dayanma olanakları yoktur. Kanun ve uygulamadaki deyimle bağlayıcı olmayan bir hukuki işleme dayanan ve hukuki sebepten yoksun bulunan tesciller yolsuz tescil sayılacağından hakkı zedelenen üçüncü kişinin iyiniyetli olmayan malike karşı doğrudan doğruya şahsi hakka dayanması mümkündür. Dava konusu bağımsız bölümlerin davalı F. Y. adına tesciline karar verilen Antalya 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2002/249 Esasında kayıtlı olan dava dosyasında B. T., F. Y.'ı vekil olarak temsil etmiştir ve taraflar arasındaki ilişkiyi bu dava sebebiyle bilmektedir. Hal böyle olunca; Antalya 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2002/249 Esas s. kararına istinaden F. Y. adına tescil edilen dört adet bağımsız bölümden iki tanesini aynı tarihte satış yoluyla devralan B. T.'nun davacılar miras bırakanının yukarda açıklanan ve kadim olan şahsi hakkını bertaraf etmek kastıyla hareket ettiği, başka bir deyişle yolsuz tescili bilen veya bilmesi gereken kişi olduğunun kabulü gerekir.
Açıklanan sebeplerle davanın kabulü yerine yazılı bazı gerekçelerle reddi doğru olmadığından karar bozulmalıdır.
2- Bozma nedenine göre davalıların temyiz itirazlarının şimdilik tetkiki gerekmemiştir.
Sonuç: Yukarıda (1) bentte açıklanan sebeplerle davacıların temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, (2) bentte yazılı sebeple davalıların temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, 750.00 TL Yargıtay duruşma vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacılara verilmesine, peşin harcın istem halinde yatırana iadesine, 27.04.2010 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy