(1086 S. K. m. 445) (7201 S. K. m. 21, 23, 35) (Tebligat Tüzüğü m. 28, 33)
Dava ve Karar: Yargılamanın yenilenmesini isteyen vekili tarafından 11.08.2009 tarihinde verilen dilekçe ile yargılamanın yenilenmesi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; talebin reddine dair verilen 26.10.2009 tarihli hükmün Yargıtay'ca tetkiki yargılamanın yenilenmesini isteyen M. Ö. vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içindeki tüm kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Dava, yargılamanın yenilenmesi istemine ilişkindir.
Aleyhine yargılamanın yenilenmesi istenen H. B. davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, yargılamanın yenilenmesi talebinin reddine karar verilmiştir.
Hükmü, yargılamanın yenilenmesini isteyen M. Ö. temyiz etmiştir.
Yargılamanın yenilenmesi istenen İzmir 3.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2007/486 Esas, 2008/219 Karar s. dosyasının incelenmesinde dava dilekçesi ve duruşma gününün davalı M. Ö.'e Tebligat Yasasının 21. maddesine göre tebliğ edildiği anlaşılmaktadır.
Tebligat Yasası 21. maddesine göre kendisine tebligat yapılacak kimse gösterilen adreste bulunmaz veya tebellüğden çekinirse tebliğ memuru tebliğ olunacak evrakı o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine ya da memuruna imza karşılığı teslim eder ve tesellüm edenin adresini ihtiva eden ihbarnameyi gösterilen adresteki binanın kapısına yapıştırmakla beraber tebliğ olunacak şahsa keyfiyetin haber verilmesini de mümkün oldukça en yakın komşularından birine bildirir. İhbarnamenin kapıya yapıştırıldığı gün tebliğ tarihi sayılır. Tebligat Tüzüğünün 28. maddesinin 1. fıkrası uyarınca da tebliğ memurunun muhatabın adreste bulunmama sebebini bilmesi muhtemel olan komşu, kapıcı gibi kimselerden veya o yerin muhtar veya ihtiyar kurulu üyelerinden veyahut zabıta amir veya memurlarından soruşturularak alınan beyanı tebliğ mazbatasına yazıp altını imzalatması gerekir. Bu yön özellikle Tebligat Yasasının 23 ve Tüzüğün 33. maddeleri hükmünde de ayrıca vurgulanmıştır.
Eldeki davada, davalı M. Ö.'e çıkarılan tebligat incelendiğinde; 11.02.2008 günlü duruşma gününün 26.12.2007 gününde Tebligat Yasasının 21. maddesine göre tebliğ edildiği, tebligatta adres kapalı olduğundan komşusu U. Ö.'e haber verilerek bir örneğinin kapıya yapıştırıldığı yazılmış ancak komşu U. Ö.'in imzası alınmamıştır. Mahkemece bu tebligatla yetinilmeyip yeniden 24.03.2008 günlü duruşma günü ve dava dilekçesi tebliğe çıkarılmış, bu tebligat da 20.02.2008 gününde adresin kapalı olması sebebiyle Tebligat Yasasının 21. maddesine göre tebliğ edilmiş, komşu U. Ö.'e haber verilerek bir örneğinin kapıya yapıştırıldığı yazılmıştır. Ancak, komşu U. Ö.'in imzası yine alınmamıştır. Bu eksikliği gören mahkemece eksikliğin giderilmesi için tebligat işlemini yapan PTT Salhane Şube Müdürlüğüne 27.03.2008 günlü yazı yazılmış ve ilk tebligattaki komşu imzasının ikmali için tebligat parçası yeniden gönderilmiş, tebligat memuru tarafından U. Ö. imza vermekten kaçınmıştır biçiminde şerh düşülmüştür. Ancak, mahkemece 05.05.2008 günlü duruşma günü ve dava dilekçesi yeniden tebliğe çıkarılmış, 02.04.2008 gününde adresin kapalı olması sebebiyle Tebligat Yasasının 21. maddesine göre tebliğ edilmiş, komşu F. Ö.'e haber verilmiş ve imzası alınmış ise de F. Ö.'in yakın komşusu olduğu anlaşılamamaktadır. Tebligat Yasanın 21. maddesi adreste bulunmama halinde tebliğ olunacak şahsa keyfiyetin haber verilmesini mümkün oldukça en yakın komşularından birine varsa yönetici veya kapıcıya da bildirilir biçiminde düzenlenmiştir. Mahkemenin gerekçeli kararı da aynı adrese Tebligat Yasasının 35. maddesi gereğince 25.07.2008 ve 25.07.2008 tarihlerinde tebliğe çıkarılmış ancak mahkemece bu tebligatların usulünce yapılmadığı kabul edilerek gerekçeli karar 23.08.2008 gününde yeniden tebliğe çıkarılmış ve bu tebligatta Tebligat Yasasının 21. maddesine göre adres kapalı olduğundan komşu Y. Y.'ya haber verilerek kapıya bir örneğinin yapıştırıldığı yazılmıştır. Yine tebligattaki şerhe rağmen komşu Y. Y.'nun imzası alınmamış veya imzadan imtina ettiği yazılmamıştır. Görüldüğü üzere tebligatların usulüne uygun biçimde yapılmadığı anlaşılmaktadır. Bu halde tebligat işleminin yasa ve tüzük hükümlerine uygun biçimde yapıldığını kabul etmek mümkün değildir. Tebligatların yöntemine uyulmadan yapıldığı anlaşıldığından yargılamanın yenilenmesi talebinin kabulü ile işin esası incelenerek sonucu doğrultusunda bir karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçelerle talebin reddine karar verilmesi doğru olmadığından hükmün bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarda açıklanan sebeplerle hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre diğer hususların incelenmesine yer olmadığına, peşin yatırılan temyiz harcının istem halinde yatırana iadesine, 25.03.2010 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy