(818 S. K. m. 213) (4721 S. K. m. 701, 702, 703)
Dava: Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 10.08.2001 tarihinde verilen dilekçe ile gayrimenkul satış vaadi sözleşmelerine dayalı tapu iptali ve tescil, olmazsa tazminat istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 18.06.2007 tarihli hükmün Yargıtay'ca tetkiki davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içindeki tüm kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Dava, ayrı ayrı düzenlenen taşınmaz satış vaadi sözleşmelerine dayalı 41 parça taşınmazdaki davalılara ilişkin kaydın tapu iptal ve tescili, ikinci kademede ise sözleşmenin ademi ifası nedeniyle 977.459.71 TL'nin tazminat olarak tahsili istemlerine ilişkindir.
Bazı davalılar dayanılan satış vaadi sözleşmelerinin sahte vekaletname ile yapıldığını, davanın reddini savunmuş, sair davalılar savunmada bulunmamıştır.
Davaya müdahale talep eden Turgut Sivrikaya sözleşmeleri vekaleten imzaladığını, ancak satış vaadine karşılık gelen bedellerin ödenmediğini, davanın reddi gerekeceğini belirtmiştir.
Mahkemece satış vaadi konu taşınmazların el birliği mülkiyeti rejimine tabi olması sebebiyle mülkiyet aktarımı istemi red edilmiş, ikinci kademedeki tazminat isteği ise satış vaadi sözleşmelerinde bütün bedelin ödendiği yazılı olmadığından ve davacı tüm delillerini başlangıçta vermeyerek tazminat istemine ait davasını da ispat edemediğinden bahisle reddedilmiştir.
Hükmü davacı temyiz etmiştir.
Gerçekten; çekişme konusu taşınmazların tapu kayıtlarının incelenmesinden satış vaadine konu payların elbirliği mülkiyetine tabi bulunduğu görülmektedir. Elbirliği mülkiyetinde hiçbir ortak için tasarruf edebileceği pay söz konusu değildir. Mülkiyet hakkı elbirliği ile ortaklara aittir. İşlemi yapan tarafın (ortağın) ortaklığa dahil bir mal üzerinde tasarruf yetkisi de olamayacağından işlem ancak borçlandırıcı işlem olarak (sözleşmeyi yapan ortak bakımından) hüküm ve sonuç meydana getirir. Bu sebeple mahkemece davacının ilk kademedeki mülkiyet aktarımına ait istemin reddi kanuna uygundur.
Davacının ikinci kademedeki isteği olan tazminat talebine ait temyiz itirazlarına gelince;
Yukarıda vurgulandığı üzere satış vaadi sözleşmesinden kaynaklanan davalarda mülkiyet aktarımına ait talebin kabulü için sözleşmenin ifa olanağının bulunması zorunludur. Elbirliği mülkiyetine tabi bir taşınmazda ortaklardan yalnızca birinin ortaklık dışı bir kişiye satım vaadinde bulunması halinde sözleşme bir taahhüt muamelesi olarak geçerlidir. Sözleşme konusunun aynen yerine getirilmemesi durumunda ise satış vaadi sözleşmesinin vaat alacaklısı olan tarafı ödediklerinin istirdadını karşı taraftan isteyebilir. Davadaki ikinci kademedeki istemin sebebi budur.
Mahkemece dayanılan sözleşmeler incelenerek ve bir kısım davalılar sözleşme bedeli alınmadığını savunduğundan, sözleşme bedellerinin ödendiğinin kanıtlaması koşuluyla davacı ödemelerin iadesini isteyebileceğinden yaptığı ve kanıtlayacağı ödemelerin dava tarihindeki güncelleştirilmiş bedeli gerek duyulursa bilirkişiye hesaplattırılarak ve özellikle davaya müdahil olan Turgut Sivrikaya'nın açtığını bildirdiği dava akıbeti beklenerek, ikinci kademedeki istemi tüm bunların sonucuna uygun hükme bağlamak yerine dosya kapsamına uygun düşmeyen bazı nedenlerle, eksik inceleme ve araştırma sonucu bu talebinde reddi doğru olmamıştır.
Karar açıklanan sebeple bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen kararın yukarda açıklanan sebeplerle davacı yararına bozulmasına, peşin yatırılan temyiz harcının istem halinde yatırana iadesine, 26.07.2010 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy