(1163 S. K. m. 17) (1086 S. K. m. 94) (818 S. K. m. 213) (1136 S. K. m. 164)
Dava: Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 10.01.2003 gününde verilen dilekçe ile satış vaadi sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 04.05.2010 günlü hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Davacı, 412 parsel sayılı taşınmazdan 27.80 m2'lik kısmı satış vaadi sözleşmesi ile satın aldığını ileri sürerek tapu iptali ve tescil isteğinde bulunmuştur.
Davalı, ilk oturumda davayı kabul etmiş, ancak satılan kısmın davacı adına tescilinde idari engel bulunması nedeni ile ferağ veremediklerini belirtmiştir.
Mahkemece, satış vaadine konu miktarın davacı tapusundan iptal edilerek davalı adına tescilinin idari yönden mümkün olup olmadığını saptamak için yazışma ve keşif yapılmış, satış vaadine konu kısmın davalı parselinden ifraz edilerek davacı adına tescil olanağının bulunduğunun saptanması sonucu da davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hükmü, davalı yargılama giderlerinden sorumlu tutulması nedeniyle temyiz etmiştir.
Gerçekten de; HUMK'nun 94/2 maddesi uyarınca davalının hal ve vaziyeti ile dava açılmasına sebebiyet vermemiş ve ilk oturumda da davayı kabul etmiş ise yargılama giderlerinden sorumlu tutulamayacaktır. Somut olayda da; davalı ilk oturumda davayı kabul etmiştir. Satış vaadine konu taşınmazın paylı olarak davacı adına tescilinin idari yönden olanaklı bulunmadığı için tapuda işlem yaptıramadıklarını belirtmiştir. Davalının bu beyanından sonra davacı tarafta yargılama giderleri ve vekalet ücreti talep etmediklerini bildirmiştir.
Mahkeme davalının kabul beyanından sonra satış vaadine konu payın tescilinin mümkün olup olmadığını araştırarak bu araştırma sonucuna göre karar vermiştir. Gerek davacının kabul beyanından sonra davalının vekalet ücreti ve yargılama giderleri talep etmediklerini bildirmesi, gerekse satış vaadi sözleşmesindeki edimin davalı tarafından iradi olarak yerine getirilmediği, diğer bir anlatımla dava açılmasına sebebiyet verdiği olgusunun kanıtlanamaması karşısında mahkemece davalının yargılama giderlerinden ve bu giderlerden olan vekalet ücretinden sorumlu tutulmaması gerekirken yargılama giderlerine mahkum edilmesi doğru görülmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda yazılı nedenlerle davalının temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine, 14.10.2010 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy