(6570 S. K. m. 7)
Dava: Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 08.09.2008 tarihinde verilen dilekçe ile elatmanın önlenmesi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 13.07.2009 tarihli hükmün Yargıtay'ca tetkiki davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içindeki tüm kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Davacı, 366 ada 13 parsel s. taşınmazın paylı maliki olduğunu, taşınmazın sair payının dava dışı H. S.'na ilişkin bulunduğunu, kullanma taksimi sonucu davalının kiracısı olduğu dairenin bu kişiye isabet ettiğini, davalının dava konusu yerde fuhuş yaptırdığını ve hakkında kamu davası açılarak mahkumiyetine karar verildiğini belirterek davalının tahliyesine karar verilmesini istemiştir.
Davalı, söz konusu dairede kiracı olduğunu, tahsis amacına aykırı kullanmasının da bulunmadığını, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davacının davalıya kiralanan taşınmazın bulunduğu binada ikamet etmediği gibi kiraya veren sıfatı da bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Hükmü davacı temyiz etmiştir.
Dosya kapsamında yer alan bilgi ve belgelerden 366 ada 13 parsel s. taşınmazda 1/2 payın davacıya, kalan payın ise dava dışı Hüsnü Sabrioğlu'na ilişkin bulunduğu, yapılan kullanma taksimi sonucu tahliye davasına konu yerin dava dışı malike bırakıldığı, bu kişi tarafından da davalıya kiralandığı anlaşılmaktadır. Bursa 14. Asliye Ceza Mahkemesinin 2008/187 esasındaki dava dosyasından da davalının oturmakta olduğu çekişmeli yerde fuhuş için yer ve imkan temin etme suçundan mahkum olduğu görülmektedir.
Yukarıda belirtildiği üzere davacı da davalının fuhuş için yer ve imkan temin ettiği dairenin bulunduğu binada maliktir. Kiracı olan davalı, kural olarak kiralananı kullanırken tam bir ihtimam dairesinde hareket ve apartman kirasında bina dahilinde oturanlara karşı icabeden vazifeleri ifa ile mükelleftir. Buna uygulamada kiracının kiralananı özenle ve tahsis amacına uygun olarak kullanma yükümlülüğü denir. Şayet kiracı oturmakta olduğu binada kiralananı bu yükümlülüğe aykırı biçimde kullanmış; somut olayda olduğu gibi o yerde fuhuş için yer ve imkan temin etmişse bu eylemden kiralanan binanın kötü bir adla anılması sonucu ortaya çıkar. Davacı da binada malik olduğuna göre onun bu eylem sonucundan malik olarak etkileneceği kuşkusuzdur. Dolayısıyla davacının eldeki davayı açmakta hukuki yararı bulunmaktadır.
Mahkemece yapılan bu saptama bir yana bırakılarak çekişmenin esasının tetkiki yerine davanın yazılı bazı gerekçelerle reddi doğru olmadığından karar bozulmalıdır.
Sonuç: Yukarda açıklanan sebeplerle temyiz edilen kararın BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın istem halinde yatırana iadesine, 28.09.2010 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy