(4721 S. K. m. 683) (492 S. K. m. 16)
Dava: Davacılar vekili tarafından, davalı aleyhine 19.02.2009 gününde verilen dilekçe ile zilyetliğin korunarak elatmanın önlenmesi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne, davacı N.K.H. yönünden aktif dava ehliyeti bulunmadığından reddine dair verilen 26.02.2010 günlü hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili ve davacı N.K.H. vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne davacı Nurettin N.K.H. 'in duruşma isteminin, dava değerinin duruşmalı işler için belirlenen değerden az olduğundan reddine karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Davacılar, 37, 38, 39, 40, 41 ve 42 parsel sayılı taşınmazlardaki bağımsız bölümlerin malikleri olduklarını, davalı tarafından site biçiminde yapılan inşaatta otoparklarına ulaşımın 35 yıldır fiilen kullandıkları özel yollar aracılığı ile sağlandığını, davalının bu özel yolların maliki bulunduğu 36, 44, 50 ve 51 parsel sayılı taşınmazların içinde kaldığını ileri sürerek kullanımını engellediğini, ayrıca çekişmeli yerin otoparklarına tek giriş yolu olduğundan zilyetliklerine yapılan müdahalenin tespiti ile elatmanın önlenmesini istemişlerdir.
Davalı, davacıların yol geçirdikleri 36, 44, 45, 50 ve 51 parsel sayılı taşınmazların maliki olduğunu, davacılar ile aralarında hukuki bir ilişki olmadan taşınmazların kullanıldığını ileri sürerek, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davacı N. K. H.'in davasının reddine; diğer davacıların isteminin kabulüne karar verilmiştir.
Hükmü davalı vekili ile davacı N.K.H. vekili temyiz etmiştir.
Dava, özel yol olarak bırakılan bölümün zilyetliğinin korunarak elatmanın önlenmesi istemine ilişkindir.
TMK'nun Mülkiyet hakkının içeriği başlıklı 683/2. maddesinde Malik, malını haksız olarak elinde bulunduran kimseye karşı istihkak davası açabileceği gibi, her türlü haksız elatmanın önlenmesini de dava edebilir. Hükmü yer almaktadır. Malik, taşınmazına haksız elatma halinde hukuki himaye isteyebilir. Görevli mahkeme ise, çekişme konusu taşınmazın değeri ve bu istemin yanındaki ecrimisil ya da tazminat miktarlarının toplamına göre belirlenir.
Somut olayda, davacıların iddiası, davalı adına kayıtlı taşınmazların üzerinden geçen yolun zeminin kullanımlarına açık tutulması, diğer bir söylemle davalının bu kısımlar hakkındaki kullanımdan men edilmesi istemine ilişkindir. Davacıların bu istemi, mülkiyetin doğrudan özünü ilgilendirmektedir. Mamelek hukukundan doğan davalarda görev, dava konusunun dava tarihindeki değerine göre belirlenir. Elatmanın önlenmesi, tescil gibi taşınmazın aynına yönelik davalarda taşınmazın dava tarihindeki değeri, bunun yanında ecrimisil ya da tazminat talep edilmiş ise, bu istemlerin toplamı dava değerini oluşturur (Harçlar Kanunu m. 16).
Somut uyuşmazlıkta, hükme esas alınan 20.10.2009 tarihli bilirkişi raporunun eki krokide sarı renkle gösterilen yolların davalının maliki bulunduğu taşınmazlar içerisinde kaldığı belirlenmiştir. Davacılar dava dilekçesinde çekişme konusu taşınmazın değerini bildirmedikleri gibi keşifte ve bilirkişi raporunda da taşınmazların değeri tespit edilmemiştir. Görev kamu düzenine ilişkin olup, re'sen dikkate alınması gerektiğinden, Mahkemece, elatmanın önlenmesi istenen taşınmazların değeri belirlenmeden, mahkemenin görevli olup olmadığı araştırılmaksızın işin esası hakkında karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair hususların şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin harcın istek halinde yatırana iadesine, 30.09.2010 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy