(3194 S. K. m. 18)
Dava ve Karar: Davacılar vekili tarafından, davalılar aleyhine 24.03.2008 tarihinde verilen dilekçe ile tapu tahsis belgesine dayalı tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan muhakeme sonunda; davanın kabulüne dair verilen 23.03.2010 tarihli hükmün Yargıtay'ca, duruşmalı olarak tetkiki davalı Belediye Başkanlığı ve duruşmasız olarak Hazine vekili tarafından istenilmekle, tayin edilen 30.11.2010 günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davalı Hazine vekili Av. Ulviye Sarp ile davalı Belediye Başkanlığı vekili Av. Cavit Aşçı geldi. Karşı taraftan gelen olmadı. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelenlerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi. İş karara bırakıldı. Bilahare dosya ve içindeki tüm kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Dava, tapu tahsis belgesine dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.
Davalı Hazine, taşınmazın öncesinin mera olduğunu, davanın reddini savunmuş, davalılardan belediye ise dava konusu taşınmaza kayden malik olmadıklarını, kendilerine husumet yöneltilemeyeceğini, davanın reddini bildirmiştir.
Mahkemece, dava kabul edilmiş, 967 m2 olduğu anlaşılan ve imar uygulaması sonucu 4737 ada 4 s. parseli oluşturan kayıttaki davalı Hazinenin 591/967 payının iptali ile payları oranında Miktat Ceylan mirasçıları adına tesciline karar verilmiştir.
Hükmü, davalılar temyiz etmiştir.
Hukuk Genel Kurulunun 4.12.1996 günlü ve 1996/14-763-864 s. kararında da belirtildiği gibi, tapu tahsis belgesi bir mülkiyet belgesi olmayıp sadece fiili kullanmayı belirleyen ve ilgilisine kişisel hak sağlayan bir zilyetlik belgesidir. Tapu tahsis belgesinin varlığı tahsis edilen yerin adına tahsis yapılan kişi veya mirasçıları adına tescili için yeterli değildir. Tahsis kapsamındaki yerin hak sahibi adına tescil edilebilmesi için;
-Hukuki yönden geçerliliğini koruyan bir tapu tahsis belgesinin bulunması,
- Tahsise konu yerde 3194 s. Kanunun 18. maddesi uyarınca imar planı veya 3290 s. kanun ile değişik 2981 s. kanun uyarınca ıslah-imar planlarının yapılmış olması,
- İlgilisine, tapu tahsis belgesi gereğince bir başka yerden tahsis yapılmamış olması,
- Tahsise konu yerin kamu hizmetine ayrılmamış ve imar planına göre konut alanında kalmış olması,
- Tahsise konu yer ile tescili istenilen taşınmazın aynı yer olup olmadığı ve taşınmazın niteliklerinin belirlenmesi amacıyla mahallinde uzman bilirkişiler aracılığı ile keşif yapılması,
- Tahsise konu arsa bedelinin ödenmiş olması, ödenmemiş ise taşınmazın dava tarihindeki rayiç değerinin uzman bilirkişiler aracılığı ile saptanarak hükümden önce mahkeme veznesine veya belirlenecek tevdi mahalline depo edilmiş olması.
- İmar parsellerinin oluşturulması sırasında, şuyulandırmaya tabi tutulan parselden 3290 s. kanun ile değişik 2981 s. kanunun 18/b-c maddesi uyarınca düzenleme ortaklık payı kesilip kesilmediğinin, kesilmiş ise uygulanan oranın saptanması gerekir,
- Mahkemece, yukarda belirtilen koşullar doğrultusunda yapılacak inceleme sonucunda, tescil isteğinin kabulü için kanuni koşulların oluştuğu kabul edildiği takdirde, 3290 s. kanun ile değişik 2981 s. kanunun 10/C-2 maddesi gereğince tahsise konu yerde uygulanan düzenleme ortaklık payının davacıyı da bağlayıcı nitelikte olduğu dikkate alınarak tahsis miktarından bu oranda yapılacak indirimden sonra kalan miktarın tesciline karar verilmelidir.
Bu ilkeler ışığında somut olaya bakıldığında;
Davada, 27.02.1989 günlü tapu tahsis belgesine dayanılmıştır. Bu belgenin incelenmesinden; davacıların murisine 418 ada 98 s. parselden 400 m2 yüzölçümünde yer tahsisinin yapıldığı anlaşılmaktadır. Sair taraftan, iptal ve tescili dava konusu edilen ve tahsis belgesinin imar uygulaması sonucu gittiği kabul edilen 4737 ada 4 s. parselde davalılardan belediye adına pay bulunmamaktadır. Burada öncelikle belirtilmelidir ki, dava mülkiyet aktarımı istemine ait bulunduğundan, davalı belediyeye husumet yöneltilemez. Ayrıca, mahkemece yapılan inceleme ve araştırma yukarıdaki yazılan ilkelere uygun değildir.
Bu halde mahkemece, davacıların murisine kanun uyarınca yalnızca 400 m2 tahsis yapıldığı gözetilerek, yukarda belirtildiği üzere 3290 s. kanun ile değişik 2981 s. kanunun 10/C-2 maddesi gereğince tahsise konu yerde uygulanan düzenleme ortaklık payının davacıyı da bağlayacağı dikkate alınarak, tahsis miktarından bu oranda yapılacak indirimden sonra kalan miktarın tesciline karar verilmelidir.
Mahkemece, eksik inceleme ve araştırmayla davacıya yapılan tahsis miktarı da aşılarak davanın yazılı olduğu biçimde sonuçlandırılması doğru olmadığından, karar bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen kararın yukarda açıklanan sebeplerle BOZULMASINA, 750.00'şer TL Yargıtay duruşma vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalılara verilmesine, peşin harcın istem halinde yatırana geri verilmesine, 30.11.2010 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy