(818 S. K. m. 213, 232)
Dava: Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 25.11.2010 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve tescil işlenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 27.09.2011 günlü hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlatılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği, düşünüldü:
Karar: Davacı, 445 ada 47 sayılı parsel üzerindeki binanın 2 numaralı bağımsız bölümünün maliki olduğunu, bu taşınmaz ile davacının maliki olduğu 2007 ada 20 sayılı parsel üzerindeki B Blok 3 numaralı bağımsız bolümün 14.12.2009 tarihli adi yazılı sözleşmeyle trampa edildiğini, kendi edimini yerine getirdiğini, sözleşmedeki ödemelere ilişkin borcunu ifa ettiğini, fakat davalının 3 numaralı bağımsız bolümün ferağını vermediğini, bu şekilde sebepsiz zenginleştiğini belirterek sebepsiz zenginleşmenin iadesini istemiştir.
Davalı, adi yardı trampa sözleşmesinin geçersiz olduğunu, davacının taşınmazını bedelini ödeyerek satın aldığını, kaldı ki davacının sözleşmedeki diğer borçlarını yerine getirmediğini, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, kanıtlanamadığı gerekçesiyle dava reddedilmiştir.
Hükmü, davacı temyiz etmiştir.
Kelime anlamı olarak trampa, bir malın bir başkasına ait mal ile değiştirilmesidir. Trampaya ilişkin düzenleme Borçlar Kanununun 232. maddesinde yapılmış olup, bu maddenin göndermesi sebebiyle satım hükümlerinin trampada da uygulanması gerekir. Gayrimenkul satımına ilişkin Borçlar Kanununun 213.maddesine göre, gayrimenkul satımının muteber olması için resmi bir senede bağlanması gerekir. 14.12.2009 tarihli sözleşme adi yazılı düzenlendiğinden geçersizdir. Dolayısıyla davacı, trampa hükümlerine dayanarak davalı uhdesindeki tapu kayıtlı taşınmaz malın mülkiyetini isteyemez.
Dosyada yer alan bilgi ve belgelerden, taraflar arasında trampaya ilişkin 14.12.2009 tarihli adi yazılı bir sözleşmenin yapıldığı, mahkemenin kabulünün aksine bu sözleşmenin yapılmasından hemen sonra 25.12.2009 tarihinde davacının maliki olduğu 445 ada 47 sayılı parseldeki 2 sayılı bağımsız bölüm tapusuna davalıya satış gösterilmek suretiyle geçirildiği anlaşılmaktadır. Olayların bu anlatılan akışı ve tarihler adi yazılı sözleşmeye rağmen davacının trampa konusu bağımsız bölüm mülkiyetim davalıya intikal ettirdiğini göstermektedir.
Yukarıda belirtildiği üzere, 14.12.2009 tarihli adi yazdı sözleşme geçersiz olduğundan davacı, davalının maliki olduğu 2007 ada 20 sayılı parsel üzerindeki B Blokla bulunan 3 numaralı bağımsız bölümün tapu kaydının iptalini isteyemez. Ne var ki, geçersiz sözleşmeye dayanarak davacı maliki olduğu bağımsız bolümün mülkiyetini davalıya geçirmiş, davalı karşı edimini yerine getirmediğinden geçirilen mülkiyet sebebiyle sebepsiz zenginleşmiştir. Sebepsiz zenginleşmeden doğan borç ilişkisinde haklı bir sebep olmaksızın başkası aleyhine zenginleşen kişinin malvarlığında meydana gelen artışın (zenginleşmenin) aynen veya değeri üzerinden (nakden) iadesi (geri verilmesi) zorunludur.
Bütün bu anlatılanlara göre mahkemece yapılması gereken iş, davan uhdesindeki çekişme konusu taşınmaza ait tapu kaydının iptali ve davacı adına tesciline karar vermek, başka bir anlatımla davalının sebepsiz zenginleştiği değeri ona iade etmek olmalıdır.
Değinilen bu husus bir yana bırakılarak, davarım yazılı bazı gerekçelerle reddi doğru olmadığından, karar bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın istek halinde iadesine, 20.12.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy