(2644 S. K. m. 26) (2004 S. K. m. 184)
Dava: Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 7.8.2007 gününde verilen dilekçeyle tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 15.12.2010 tarihli hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Dava, 02,12.1999 tarihli adi yazılı düzenlenen temlik işlemine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Davalı M... A.Ş. kendilerinin 2.12.1999 tarihli sözleşmenin akit tarafı olmadığını, sözleşmenin dava dışı DKT A.Ş. ile düzenlendiğini, bazı şirket yöneticilerinin her iki şirkette de görev almalarının kendilerini bağlamayacağını, açılan davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davalı şirket ile dava dışı DKT A.Ş. arasında organik bağ bulunduğundan, ödenmeyen sözleşme bedeli 3.000,00 USD'ın ödenmesi halinde çekişme konusu taşınmazın davacı adına tesciline karar verilmiştir. Hükmü, davalı şirket temyiz etmiştir.
Gerçekten, 2.12.1999 tarihli adi yazılı sözleşmenin tarafları davacı ile dava dışı DKT A.Ş. 'dir. Bu sözleşme mahiyeti itibariyle, yüklenici ile onun temlik ettiği üçüncü kişi durumundaki davacı arasında düzenlenmiş bir temlik sözleşmesidir. Dosyadaki bilgilerden, temlik işleminde bulunan DKT A.Ş. 'nin 3.6.2005 tarihinde iflas ettiği, sözleşmenin iflastan önceki bir tarihte yapıldığı anlaşılmaktadır.
Bilindiği üzere ticaret mahkemesinin iflasa karar vermesi anında, borçlu hakkında iflas açılmış olur. Bundan sonra müflisin, masaya giren mal ve hakları üzerindeki tasarruf yetkisi kısıntıya uğrar ve müflisin masasına geçer. Müflis ile iflastan önce yapılan ve müflisin borçlu olduğu bir sözleşmenin aynen ifası masadan istenebilir. Ne var ki bunun için de, kazanılan kişisel hakkın 2644 Sayılı Kanunun 26. maddesinden yararlanılarak tapuya şerh verilmesi, bu şekilde üçüncü kişilere ve bu arada müflisin masasına da ileri sürülebilir hale getirilmesi gerekir. Aksi takdirde, hiçbir zaman temlik alacaklısı masadan ayın talebinde bulunamaz. Bu gibi durumlarda, kişisel hak sahibinin ayın talebi yerini, sözleşmeye konu taşınmazın iflas anında saptanacak değeri olan para alacağı alır. Başka bir deyişle, belirtilen koşul yerine getirilmeden, sözleşmenin aynen ifasını talebe olanak yoktur. Kaldı ki, gerek ayın talebinin gerekse para alacağının muhatabı davalı şirket değil, müflis şirketin masasıdır.
Yapılan bu saptamalara göre, davanın reddi yerine sözleşmenin karşı tarafı olmayan davalı şirketi sorumlu kılacak biçimde istemin kabulü doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarda açıklanan sebeplerle BOZULMASINA, peşin harcın istenmesi halinde yatırana iadesine, 21.03.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy