(633 S. K. m. 35)
Dava: Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 22.05.2009 gününde verilen dilekçe ile müdahalenin önlenmesi ve ecrimisil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 09.03.2010 günlü hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı E. tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kâğıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Davacı dernek, belediye adına arsa cinsi ile kayıtlı 138 ve 139 parsel sayılı taşınmazlar üzerine inşa ettikleri lojmana, davalının müdahalesinin önlenmesini ve 5 aylık toplam 4000.-TL ecrimisilin yasal faizi ile birlikte tahsilini istemiştir.
Davalı, 07.09.2009 tarihli 813 sayılı Şişli Kaymakamlığı ilçe Müftülüğü'nün resmi yazısında belirtildiği üzere............Camii'nde 17.12.2007 tarihinden beri fahri imam-hatip olarak görev yaptığını, Şişli Kaymakamlığı İlçe Müftülüğü'nün tahsisi üzerine cami lojmanında oturduğunu, ay sonunda tahliye edeceğini beyanla dava ehliyeti ve esas yönünden davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne, 138 ve 139 parsel sayılı taşınmazlar üzerindeki cami lojmanına davalının el atmasının önlenmesine, 2400.-TL ecrimisilin yasal faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Hükmü, davalı temyiz etmiştir.
Dosyadaki İstanbul Belediyesi'nin yazısına göre dava konusu 138 ve 139 parsel sayılı taşınmazların mülkiyeti arsa cinsi ile tapuda İstanbul Belediyesi adına kayıtlı iken belediye tarafından Diyanet İşleri Başkanlığı'na imar planında dini tesis alanında kullanılmak üzere tahsis edilmiştir. 633 sayılı Diyanet İşleri Başkanlığının Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanunu'nun 4379 Sayılı Yasa ile değişik 35. maddesi hükmü cami ve mescitlerin yönetiminde Diyanet İşleri Başkanlığı'nı görevli kılmıştır. Cami yeri ve lojman olarak kullanılmak amacıyla tahsisin davacı derneğe yapılmayıp Diyanet İşleri Başkanlığı'na yapılması ve yukarıda anılan kanun maddesi ile cami ve müştemilatının Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından yönetileceği hükmü karşısında davacı derneğin dava konusu cami lojmanı üzerinde tasarruf hakkı bulunmadığından davacı sıfatı yoktur. Bu durumda davacının aktif husumet ehliyeti bulunmadığından davanın reddi gerekirken işin esasına girilerek yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir. Açıklanan nedenle hükmün bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalının temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine, 16.01.2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy