(4721 S. K. m. 724)
Dava: Davacılar vekili tarafından, davalılar aleyhine 12.4.2007 gününde verilen dilekçeyle temliken tescil, olmadığı takdirde tazminat, birleşen dosyada müdahalenin meni istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; asıl davanın reddine, birleşen davanın kabulüne dair verilen 3.6.2010 tarihli hükmün Yargıtay'ca incelenmesi asıl davanın davacıları tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Asıl dava, Türk Medeni Kanunu'nun 724 üncü maddesine dayalı temliken tescil, 2. kademede ise malzeme bedellerinin tahsili taleplerine ilişkindir.
Davalılardan Ş. M. E., davayı kabul etmiş, diğer davalı H. E. iyi niyetli kayıt maliki olduğunu, kendisine karşı şahsi hak ileri sürülemeyeceğini, davanın reddini savunmuştur.
Birleşen davada ise kayıt maliki H. E., çaplı taşınmaza elatmanın kal suretiyle önlenmesi isteminde bulunmuş, bilahare kal talebinden vazgeçmiştir.
Mahkemece asıl davanın reddine, birleşen davanın kısmen kabulüyle çaplı taşınmaza davalıların elatmalarının önlenmesine karar verilmiş, vazgeçme sebebiyle kal istemi reddedilmiştir.
Hükmü, asıl davanın davacıları A. B. ve Y. E. temyiz etmiştir.
Belirtildiği üzere asıl davadaki istemin dayanağı, Türk Medeni Kanununun 724 üncü maddesidir. Dosyadaki bilgi ve belgelerden, yapıların bulunduğu 233 Sayılı parselin davalılardan H. E. tarafından tapuda 30.6.2005 tarihinde satın alındığı anlaşılmaktadır. 233 Sayılı parseldeki binalar ise bu tarihten daha önce yapılıp tamamlanmıştır.
Türk Medeni Kanunu'nun 724 üncü maddesinde yapı sahibine tanınan temliken tescil hakkı, kişisel hak niteliğinde olup, bina sahibi ve onun külli halefleri tarafından, inşaat yapılırken taşınmazın maliki kim ise ona ya da onun külli haleflerine karşı ileri sürülebilir. Dolayısıyla, davanın muhatabı taşınmazda sonradan kayden kazanan H. E. değil diğer davalı Ş. M. E.'dur. Yapılan bu saptamaya göre asıl davanın reddinde, tapu kaydına dayalı elatmanın önlenmesi isteminin ise kabulünde bir yanılgı yoktur. Asıl davanın davacılarının diğer temyiz itirazları bu sebeplerle yerinde değildir.
Ancak;
Davada, 2. kademedeki istek olarak binaların rayiç değerinin (malzeme değerinin) tahsili de talep edilmiştir. Mahkemece, 2. kademedeki bu istek hakkında olumlu ya da olumsuz bir karar kurulmamış olması doğru olmamıştır.
Karar, bu sebeple bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarda açıklanan sebeplerle BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın istenmesi halinde yatıranlara iadesine, 16.03.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy