(1086 S. K. m. 186, 427)
Dava: Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 8.12.2009 gününde verilen dilekçeyle tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 1.6.2010 tarihli hükmün Yargıtay'ca incelenmesi dava dışı İ.R. vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Dava, taşınmaz satış vaadi sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. Davalı, savunmada bulunmamıştır. Mahkemece, istek kabul edilmiştir.
Hükmü, kayıt maliki olduğunu belirten İ.R. temyiz etmiştir.
H.U.M.K.nun 427. maddesine göre hükmün temyizi, davanın taraflarınca yapılabilir. Hükmü temyiz eden İ.R. davanın tarafı değilse de, çekişme konusu 1927 ada 37 Sayılı parseli karar tarihi olan 1.6.2010 tarihinden sonra tapuda 9.11.2010 tarihinde satın almıştır. Dolayısıyla kurulan hüküm, davanın tarafı olmayan bir kişinin hukuki durumunu etkileyeceğinden, kayıt maliki İ.R'nin temyiz itirazının incelenmesi gerekmiştir.
Çekişmenin esasına gelince;
27.8.2008 tarihli sözleşmenin tarafları, vaat borçlusu n. ile vaat alacaklısı olan davacı Ş.K'dır. Hiç kuşkusuz, sözleşmenin hüküm ve sonuçları taraflar arasında kendini gösterir. Ne var ki, vaat borçlusu n.'in taşınmazı 9.11.2010 tarihinde dava dışı İ.R'ye sattığı anlaşılmaktadır.
Bu durumda mahkemece yapılması gereken iş, H.U.M.K.'nun 186. maddesi uyarınca davacıya tercih hakkını sormak, bunun sonucuna uygun hareket ederek bir karar kurmak olmalıdır. Kayıt maliki olan kişinin durumu gözden kaçırılarak istem yazılı olduğu şekilde hükme bağlandığından, karar bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarda açıklanan sebeplerle BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın istenmesi halinde iadesine, 07.04.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy