(4342 S. K. m. 4, 6)
Dava ve Karar: Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 01.06.2010 gününde verilen dilekçe ile meraya el atmanın önlenmesi ve eski hale getirme bedelinin tahsili istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 16.12.2010 günlü hükmün Yargıtay'ca incelenmesi, davalı vekili tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kâğıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Davacı Tarım ve Köyişleri Bakanlığı'nı temsilen Hazine vekili, davalının 223 ada 16 ve 245 ada 2 sayılı mera parsellerine elatmasının önlenmesini ve 6151.03.-TL eski hale getirme bedelinin tahsilini istemiştir.
Davalı, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece el atmanın önlenmesi isteminin kabulüne, eski hale getirme isteminin ise kısmen kabulüyle 6141.03.-TL'nin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Hükmü, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, Tarım ve Köyişleri Bakanlığı tarafından açılmış meraya el atmanın önlenmesi ve eski hale getirme bedelinin tahsili istemine ilişkindir.
4342 sayılı Mera Kanunu'nun 4. maddesinde meraların hukuki durumu belirlenmiş, 5. maddesinde ise mera olarak tahsis edilecek yerler sayılmış, 6. maddede ise tespit ve tahdit işlemlerinin Tarım ve Köyişleri Bakanlığı'nca yapılacağı bildirilmiştir.
Devletin hüküm ve tasarrufu altında olan meralarda Hazine'nin mülk sahibi olarak dava açma hakkı vardır. Mera Kanunu'nun 6. maddesinde mera, yaylak ve kışlakların tespit, tahdit ve tahsisinin Tarım ve Köyişleri Bakanlığı'nca yapılacağı belirtilmiş olup bakanlığın yetkisi tespit, tahsis ve tahsisin değiştirilmesi ile sınırlı olduğundan anılan bakanlığın genel mahkemede mera, yaylak ve kışlaklar hakkında onları koruma ya da sahiplenmeye yönelik dava açma hakkı açık bir hükümle tanınmamıştır. Tarım ve Köyişleri Bakanlığı genel bütçeye dahil idarelerden olmakla birlikte yasa ile verilen görevleri dışında mülkün sahibi olan Hazine'yi doğrudan doğruya temsil yetkisi de bulunmadığından aktif dava ehliyeti yoktur.
Bu bilgiler ışığında, gerek el atmanın önlenmesi gerekse tazminata ilişkin istemin davacının aktif dava ehliyeti bulunmadığından reddine karar verilmesi gerekirken bu yön gözetilmeksizin işin esasına girilerek davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, bozmaya göre sair hususların incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine, 19.04.2011 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy