(4721 S. K. m. 702, 1027)
Dava: Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 27.7.2010 gününde verilen dilekçeyle tapu kaydında isim düzeltme istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 21.12.2010 tarihli hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Davacı, 470 parsel sayılı taşınmazın tapu sicilindeki Ahmet oğlu K. Akpolat biçimindeki kimlik bilgilerinin Ahmet oğlu K. Akgün; 21.12.2010 tarihli celsedeki beyanı ile de, Ahmet oğlu K. Akgün biçimindeki kimlik bilgilerinin Ahmet oğlu K. Akpolat olarak düzeltilmesini istemiştir.
Mahkemece, 470 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydındaki kimlik bilgilerinin Ahmet oğlu K. Akpolat olarak düzeltilmesine karar verilmiştir. Hükmü, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, tapu kaydına yanlış yazılan kimlik bilgilerinin düzeltilmesi istemine ilişkindir.
Taşınmazların, kadastro tespiti ya da tapuya tescili sırasında mülkiyet hakkı sahibinin isim, soyisim, baba adı ve kimlik bilgilerinin kayda eksik ya da hatalı işlenmesi, kayıt düzeltme davalarının kaynağını oluşturur. Bu tür davalarda kimlik bilgileri düzeltilirken, taşınmaz malikinin değişmemesi, diğer bir anlatımla mülkiyet aktarımına sebep olunmaması gerekir.
Tapuda kayıt düzeltilmesi davasını, tapu maliki ile mirasçıları açabilir. Bunun yanı sıra 1.1.2002 tarihinde yürürlüğe giren Türk Medeni Kanununun 702. maddesinin son fıkrası gereğince ortaklardan her birinin topluluğa giren hakların korunmasını sağlayabileceği ve bu korumadan bütün ortakların yararlanabileceği öngörüldüğünden elbirliği mülkiyetinde, ortaklardan her hangi biri de tek başına tapuda mirasbırakanı ilgili olarak düzeltme isteyebilir. Ayrıca bu davaların, bir başka dava sebebiyle verilen yetkiye dayanılarak açılması da mümkündür. Böyle bir yetki verildiğinde yetkiye dayanarak dava açan kişinin aktif dava ehliyeti vardır.
Somut olayda; ismi düzeltilmesi istenen Ahmet oğlu K. Akpolat ile davacı arasında irsiyet bağı bulunduğuna ilişkin veya davanın başka bir davada verilen yetki belgesine dayanarak açıldığını gösterir belge sunulmadığından, davacının dava açmakta hukuki yararının varlığı denetlenememektedir.
Ayrıca, davaya konu 470 parsel sayılı taşınmazın maliki olan Ahmet oğlu K. Akgün ile aynı kimlik bilgilerine sahip bir başka kişinin kaydının bulunup bulunmadığı nüfus müdürlüğünden araştırılmamıştır. Bunun yanında, taşınmazın bulunduğu mahalde kayıt maliki Ahmet oğlu K. Akgün ile aynı ismi taşıyan başka kişi bulunup bulunmadığı da araştırılmamıştır. Ayrıca, isminin düzeltilmesi istenen Ahmet oğlu K. Akpolatın nüfus kaydına göre 1.5.1971 tarihinde öldüğü anlaşılmaktadır. Adı geçen Ahmet oğlu K. Akpolatın 23.11.1971 tarihinde banka kredisi aldığı görülmektedir. Bu çelişkinin de giderilmesi gerekir.
Mahkemece, mülkiyet aktarımına sebep olunmaması için açıklanan hususlar çerçevesinde yapılacak inceleme ve araştırma sonucu, tapu ve nüfus bilgileri arasında bağlantı ve tutarlılık sağlanmadan eksik araştırma ve inceleme ile davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş, bu sebeple kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan sebeplerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün BOZULMASINA, 29.04.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy