(1512 S. K. m. 84)
Dava: Davacılar vekili tarafından, davalı aleyhine 14.5.2009 gününde verilen dilekçeyle gayrimenkul satış vaadi sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan muhakeme sonunda; davanın kabulüne dair verilen 30.12.2010 tarihli hükmün Yargıtay'ca, duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, tayin olunan 12.7.2011 günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davalı vekili geldi. Başka gelen olmadı. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelenin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi. İş karara bırakıldı. Bilahare dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Dava, taşınmaz satış vaadi sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Davalı, satış vaadi sözleşmesinin yapılmasındaki gerçek amacın bağışlama olduğunu, gerçek irade bağış olduğundan davanın reddi gerekeceğini savunmuştur. Mahkemece, dava kabul edilmiştir. Hükmü, davalı temyiz etmiştir.
Belirtilmelidir ki, taşınmaz satış vaadi sözleşmeleri iki taraflı sözleşmelerdendir. Bundan dolayı da, kuruluş için iki tarafın bulunması, tarafların bir birine uygun karşılıklı irade açıklamaları yapmaları gerekir. Tek taraflı hukuki muamelelerde temel unsur (asli şart), bir tek yani sadece muamele yapan şahsın irade açıklaması iken, akitte en az iki irade açıklaması bulunması gerekmektedir. Aktin özellikle de borç akitlerinin tarafları alacaklı ve borçlu adını taşır. Bundan dolayı da taşınmaz satış vaadi sözleşmelerinin tarafları vaat alacaklısı ve vaat borçlusu olarak ifade edilmektedir.
Somut olaya gelince;
Davada dayanılan 12.11.2007 tarihli sözleşmede, vaat borçlusu olarak davalının imzası bulunmakta ise de, vaat alacaklısı E. Y.'ın imzası yoktur. Oysa 1512 Sayılı Noterlik Kanunu'nun düzenleme şekle ilişkin 84. maddesine göre, hukuki işlemlerin noter tarafından bir tutanak şeklinde yapılması, bu tutanakta noterin adı ve soyadı ile noterliğin ismi, işlemin yapıldığı yer ve tarih, ilgilinin ve varsa tercüman, tanık ve bilirkişinin kimlik ve adresleri ile ilgilinin vergi kimlik numarası, ilgilinin hakiki arzusu hakkındaki beyanı, özellikle de işleme katılanların imzaları ve noterin imza ve mührünü taşıması gerekir. Kanunun sıkı şekil şartlarına bağladığı bir sözleşmede, yasanın öngördüğü unsurlardan biri eksikse (eldeki davada olduğu gibi taraflardan birinin imzası yoksa) o sözleşmeye dayanılamaz.
Orta yerde biçimine uygun düzenlenmiş resmi şekil koşullarını taşıyan bir sözleşme bulunmadığından, buna dayanılarak mülkiyet aktarımı istenemeyeceğinden, davanın reddi yerine istem hüküm altına alındığından karar bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarda açıklanan sebeplerle BOZULMASINA, 825,00 TL Yargıtay duruşma vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalıya verilmesine, peşin yatırılan harcın istenmesi halinde iadesine, 12.07.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy