(4721 S. K. m. 684, 724) (3402 S. K. m. 19) (1086 S. K. m. 388, 389)
Dava: Davacılar-davalılar F. Z. Y. vd. vekili tarafından, davalılar-davacılar K. K. aleyhine 15.9.2008 gününde verilen dilekçeyle elatmanın önlenmesi ve kal, birleşen dava ile de tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine bozmaya uyularak yapılan muhakeme sonunda; 4 ve 6 parsel sayılı taşınmazlara elatmanın önlenmesi ile binaların kaline, temliken tescil isteminin reddine, 5 ve 7 parsel sayılı taşınmazlarla İlgili karar kesinleştiğinden yeniden karar vermeye yer olmadığına dair verilen 29.12.2010 tarihli hükümün Yargıtay'ca, duruşmalı olarak incelenmesi davalılar-davacılar vekili tarafından istenilmekle, tayin olunan 28.6.2011 günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davalılar-davacılar K. K. vd. vekili geldi. Karşı taraftan gelen olmadı. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelenlerin sözlü açıklamaları dinlendi. Duruşmanın bittiği bildirildi, iş karara bırakıldı. Bilahare dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Davacılar, murislerine ait 4, 5, 6 ve 7 parsel sayılı taşınmazlara davalıların kaçak yapı yaparak elattığını ileri sürerek, elatmanın önlenmesini ve binaların kal'ini istemişlerdir.
Birleştirme kararı verilen Çanakkale 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2009/243-434 Sayılı dosyasında da davacılar, davalıların murisine ait 4 ve 6 parsel sayılı taşınmazların davalıların murisi tarafından haricen dava dışı S.'ye satıldığını, S.'nin de davacıların kök murisi M.'e sattığını, 27.12.1959 tarihinde satın ve teslim alınan taşınmaza yaptıkları binanın zemin değerinden fazla olduğunu ileri sürerek 4 ve 6 parsel sayılı taşınmazların adlarına tescilini istemişlerdir.
Mahkemece, birleşen davanın kabulüne ve asıl davanın kısmen kabulüyle 5 ile 7 parsel sayılı taşınmazlara davalılar-davacıların elatmasının önlenmesine karar verilmiş, davacılar-davalılar vekilinin temyizi üzerine Dairemizce karar bozulmuştur. Bozma kararına uyularak birleşen davanın reddine; asıl davada ise 4 ve 6 parsel sayılı taşınmazlara elatmanın önlenmesine, muhdesatların kal'i ile 5 ve 7 parsel sayılı taşınmazlarla ilgili karar kesinleştiğinden yeniden karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Hükmü, birleşen davanın davacılar vekili temyiz etmiştir.
Asıl dava, çaplı taşınmaza elatmanın önlenmesi ve kal; birleşen dava T.M.K.'nun 724. maddesine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
1) Yapılan yargılamaya, toplanan deliller ve dosya içeriğine göre birleşen dosya davacılar vekilinin sair temyiz itirazları yerinde görülmemiş, reddi gerekmiştir.
2) 22.12.1995 tarihli ve 1/3 Sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında vurgulandığı üzere, Eşya Hukukunda muhdesat kavramından bir arazi üzerindeki arz malikinden başkasına veya bir paydaşa ait yapı ve tesisler ile bağ ve bahçe şeklinde dikilen ağaçları anlamak gerekir. Bir kişi lehine muhdesatın tespitine ve bunun kütüğün beyanlar hanesine yazılmasına 3402 Sayılı Kadastro Kanunu'nun 19/2 maddesi olanak sağlamaktadır. Gerçekten, anılan hüküm uyarınca, ... Taşınmaz mal üzerinde malikinden başka bir kimseye veya paydaşlarından birine ait muhdesat mevcut ise bunun sahibi, cinsi, ihdas tarihi ve iktisap sebebi belirtilerek tutanağın ve kütüğün beyanlar hanesinde gösterilir.
Bu tür bir hakkın zemin üzerindeki binanın veya ağaçların yok olması gibi bazı sebeplerle ortadan kalkacağı kuşkusuzdur. Diğer taraftan, Türk Medeni Kanunu'nun 1012. maddesi hükmü gereğince de, kaydın terkini kütükte hak sahibi görünen bütün ilgililerin rızasına bağlı olarak yapılabilir. Ne var ki, bu tür bir belirtme Türk Medeni Kanunu'nun 684. maddesine sınırlama getirerek muhdesat konusu ile arazinin bütünleşmesine engel olacağından, arazi sahibinin mülkiyet hakkını ileri sürerek ve muhdesat bedelinin hak sahibine ödenmesi suretiyle mahkemeden terkin talebinde bulunması olanaklıdır.
Somut olayda, davaya konu 4 ve 6 parsel sayılı taşınmazlar M. Y. adına kayıtlı olup, 4 parsel sayılı taşınmazın tapu sicilindeki beyanlar hanesinde Üzerindeki ev A. K.'ya aittir.; 6 parsel sayılı taşınmazın beyanlar hanesinde ise, Üzerindeki ev ve dam A. K.'ya aittir. yazılı olduğu anlaşılmaktadır. Muhdesatın beyanlar sütununda gösterilmesi ile davalıların murisi kişisel hak sahibi olmuştur. Malikin taşınmazındaki muhdesat nedeni ile elatmanın önlenmesi ve kal isteminde bulunabilmesi için, muhdesatın yok olması, tapu kaydından terkin edilmesi veya muhtesat bedelinin ödenmesi gerekir. Eldeki davada, davanın açıldığı tarihte 4 ve 6 parsel sayılı taşınmazların tapu kaydının beyanlar hanesinden muhdesat terkin edilmemiştir.
Keşif sırasında, taşınmazın davalılar tarafından kullanıldığı, başka bir deyişle zeminde bulunduğu belirlenmiştir. Bilirkişi tarafından belirlenen muhdesat bedeli de davacılar tarafından hak sahiplerine ödenmemiştir.
Belirtilen nedenlerle, 4 ve 6 parsel sayılı taşınmazlarda bulunan ve davalıların murisi tarafından yaptırılan muhdesatların rayiç değerinin mahkeme veznesine depo ettirilmesi için davacılara süre verilerek oluşacak sonuca göre H.U.M.K.'nun 388 ve 389 maddeleri ile Hukuk Genel Kurulunun 10.9.1991 tarihli ve 281-415 ve 25.9.1991 tarihli ve 355-440 Sayılı kararları da dikkate alınarak bir karar verilmelidir.
Mahkemece, yukarda yapılan saptamalar bir yana bırakılarak yazılı gerekçe ile elatmanın önlenmesi ve kal isteminin kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş, bu sebeple kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda (1.) bentte açıklanan sebeplerle davalılar-davacılar vekilinin temyiz diğer temyiz itirazlarının reddine; (2.) bentte açıklanan sebeplerle davalılar-davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün BOZULMASINA, 825.- TL Yargıtay duruşma vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalılara verilmesine, peşin harcın istenmesi halinde yatıranlara iadesine, 28.6.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy