(4721 S. K. m. 747)
Dava: Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 16.4.2010 gününde verilen dilekçeyle geçit hakkı tesisi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 18.3.2011 tarihli hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Davacı, 1184 parsel sayılı taşınmazı lehine davalıya ait 1659 parsel sayılı taşınmazdan geçit hakkı tesisini istemiştir. Davalı vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davacı parsel ile davalı parselin imar planı içerisinde ve boş arsa vasfında oldukları, imar planı olan yerlerde boş arsaların geçit hakkından söz edilemeyeceği sebebiyle davanın reddine karar verilmiştir. Hükmü, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, Türk Medeni Kanununun 747. maddesine dayanılarak açılmış geçit hakkı kurulması istemine ilişkindir.
Türk Medeni Kanununun 747/2 maddesi gereğince geçit isteği, önceki mülkiyet ve yol durumuna göre en uygun komşuya, bu şekilde ihtiyacın karşılanmaması halinde geçit tesisinden en az zarar görecek olana yöneltilmelidir. Uygun güzergah saptanırken aleyhine geçit kurulan taşınmaz veya taşınmazların kullanım şekli ve bütünlüğü bozulmamalıdır.
Yararına geçit kurulacak taşınmazın tapuda kayıtlı niteliği ve kullanım amacı nazara alınarak özellikle tarım alanlarında, nihayet bir tarım aracının geçeceği genişlikte (emsaline göre 2,5-3 m.) geçit hakkı tesisine karar vermek gerekir. Geçit hakkı kurulmasına ilişkin davalarda davanın niteliği gereği yargılama giderleri davacı üzerinde bırakılmalıdır.
Davacı taşınmazının mutlak geçit ihtiyacı içinde bulunduğu ve henüz hukuken açılmış imar yolunun mevcut bulunmadığı anlaşılmaktadır. Davacı ve davalı parsellerin çap kaydı halen hukuki değerini korumaktadır. Bu durumda başka alternatif yollar da tespit edilerek gerekirse bu güzergahta yer alan ve üzerinden geçit kurulması uygun görülecek taşınmazların malikleri hakkında usulüne uygun olarak dava açması için davacıya süre verilmeli, dava açıldığında bu dava ile birleştirilmek suretiyle usulüne uygun taraf teşkili sağlandıktan sonra davanın esası hakkında bir hüküm kurulması gerekir. Mahkemece, eksik inceleme ve araştırma sonucu yazılı şekilde davanın reddi usul ve yasaya aykırıdır.
Karar açıklanan sebeple bozulmalıdır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan sebeplerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan temyiz harcının istenmesi halinde yatırana iadesine, 27.06.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy