(818 S. K. m. 96) (1086 S. K. m. 151)
Dava: Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 28.12.2005 gününde verilen dilekçe ile yüklenicinin temlikine dayalı tapu iptali ve tescil olmazsa tazminat istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davalı Z. U. yönünden pasif husumet yokluğundan reddine, davalı şirket hakkındaki tazminat isteminin kabulüne dair verilen 15.03.2011 günlü hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Dava, yüklenicinin temliki işlemine dayalı tapu iptali ve tescil, ikinci kademedeki istek ise dava konusu bağımsız bölümün dava tarihindeki keşfen belirlenecek bedelinin tahsili istemine ilişkindir. Davalılardan Z. U., kendisine husumet yöneltilemeyeceğini bildirmiş, diğer davalı R... Yapı Sanayi Ltd. Şti. savunmada bulunmamıştır.
Mahkemece, ilk kademedeki mülkiyet aktarımı isteminin reddine, ikinci kademedeki istek olan 6.000,00 TL'nin davalı şirketten tahsiline, davalı Z. hakkındaki davanın husumet noktasından reddine karar verilmiştir. Hükmü, davacı temyiz etmiştir.
1- Yapılan yargılamaya, toplanan delillere ve tüm dosya içeriği ile özellikle hükmüne uyulan Dairemiz bozma kararı uyarınca tasfiyesine ve ticaret sicilinden terkinine karar verilen şirketin ihyası suretiyle husumetin ona da yöneltilmiş olmasına göre davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiş, reddi gerekmiştir.
2- Yapılan keşif sırasında, üzerine inşaat yapılacak olan 63 ada 5 sayılı parselde zemin ile 1. katta karkas şeklinde yapı ile inşaatı devam eden iki blok halinde imalatın bulunduğu saptanmıştır. Görülüyor ki, arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi gereği yüklenici edimlerini yerine getirmemiştir. Dolayısıyla, ne yüklenici ve ne de onun temlik işleminde bulunduğu davacı, alacağın temlikine dayanarak arsa sahiplerinin malik olduğu bağımsız bölümler üzerinde hak iddiasında bulunamaz.
Mahkemece yapılan bu saptama gözetilmek suretiyle davacının mülkiyet nakli isteminin reddi açıklanan nedenlerle doğrudur. Ancak;
Davada ikinci kademede, sözleşmenin ademi ifası sebebiyle tazminat talep edilmiştir. Bu istemin dayanağı Borçlar Kanununun 96. maddesi olup, anılan hükme göre alacaklı, hakkını kısmen veya tamamen elde edemediği takdirde borçlu kendisine bir kusurun isnat edilemeyeceğini ispat etmedikçe, bundan dolayı zararı tazminle zorunludur.
Dava dilekçesinin incelenmesinden, davacının bağımsız bölümün dava tarihindeki keşfen belirlenecek değerini tazminat olarak talep ettiği görülmektedir. Her ne kadar davacı vekili 15.03.2011 tarihli duruşma tutanağına geçirilen beyanında davalılardan 6.000,00 TL'nin tahsilini talep ettiğini belirtmiş ise de bu beyanını imzası ile onamamıştır. HUMK'nun 151. maddesi gereğince imza ile onanmayan beyan bağlayıcı sayılmayacağından, davacının tazminat olarak bağımsız bölümün dava tarihindeki keşfen belirlenecek değerini talep ettiğinin kabulü gerekir.
Mahkemece yapılması gereken iş, 17.01.1997 tarihli temlik sözleşmesine konu bağımsız bölümün dava tarihindeki değerini bilirkişiler 45.000,00 TL olarak belirlediğinden ve davanın tüketici mahkemesinde görüldüğü gözetilerek eksik harcın tamamlattırılması da gerekmediğinden, ikinci kademedeki tazminat talebini bilirkişilerin belirlediği bu değer üzerinden kabul etmek olmalıdır.
Değinilen yönün gözetilmemesi doğru olmadığından kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenlerle davacının diğer temyiz itirazlarının reddine, hükmün 2. bentte yazılı nedenlerle davacı yararına BOZULMASINA, 04.07.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy