(1086 S. K. m. 388, 389)
Dava: Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 26.4.2006 gününde verilen dilekçeyle meraya müdahalenin önlenmesi ve kal istenmesi üzerine bozma ilamına uyularak yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 20.4.2011 tarihli hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı Hazine vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Dava, meraya elatmanın önlenmesi ve kal istemine ilişkindir.
Davacı Hazine, davaya konu 196 ve 373 Sayılı mera parsellerinin dava dilekçesinde tahmini miktarları gösterilen bir kısmına ağaç dikmek ve tel örgü ile çevirmek suretiyle elatan davalının müdahalesinin önlenerek ağaç ve tellerin kaldırılması isteğinde bulunmuştur.
Davalı, 196 Sayılı parsele müdahalesinin bulunmadığını, 373 Sayılı parselde bulunan 50-60 yaşlarındaki ağaçların babası tarafından dikildiğini, kendisinin sadece zeytinleri topladığını belirterek davanın reddini savunmuştur. Mahkemece davanın 196 parsel yönünden reddine, 373 parsel yönünden kabulüne karar verilmiştir.
Taraf vekillerinin temyizi üzerine Dairemizce davalının temyiz itirazlarının reddine, davacının 196 Sayılı parsele yönelik temyiz itirazının kabulüyle eksik soruşturma yönünden hükmün bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozma ilamına uyularak yeniden yapılan yargılama sonunda davanın reddine karar verilmiştir. Hükmü davacı Hazine vekili temyiz etmiştir.
Mahkeme kararlarında nelerin yazılacağı H.U.M.K.nun 388. maddesinde belirtilmiştir. Hüküm sonucu kısmında gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin isteklerin her biri hakkında verilen hükümle taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların mümkünse sıra numarası altında birer birer, açık şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerekir.
Aynı kural H.U.M.K.nun 389. maddesinde de tekrarlanmıştır. Bu biçim yargıda açıklık ve netlik prensibinin gereğidir. Aksi hal, yeni tereddüt ve ihtilaflar yaratır, hükmün hedefine ulaşmasını engeller, kamu düzeni ve barışı oluşturulamaz. Bozma kararı ile ilk hüküm hayatiyetini ve ifa kabiliyetini yitirir. (H.G.K.nun 10.9.1991 tarihli ve 281-415 ve 25.9.1991 tarihli ve 355-440 Sayılı kararları)
Bozma kararından sonra bozmaya uyularak verilen hüküm yeni bir hükümdür. Bozmaya uyularak tesis edilen hükmün, tüm istekleri karşılar şekilde yeniden yazılması gerekir. Mahkemece bu yön gözetilmeden, hükmün diğer yönlerinin kesinleşmiş olduğundan bahisle aynı konuda yeniden karar verilmesine yer olmadığına şeklinde hüküm kurulması doğru olmadığından karar bozulmalıdır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan sebeplerle temyiz olunan hükmün BOZULMASINA, bozma sebebine göre sair hususların şimdilik incelenmesine yer olmadığına, 04.07.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy