MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 02.07.2008 gününde verilen dilekçe ile tapu kaydının iptali ve yol olarak sınırlandırılması istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 19.07.2010 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalılar vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
_K A R A R_
Dava, tapu iptali ve yol olarak sınırlandırılma isteğine ilişkindir.
Davacı, kadimden beri yol olarak kullanılan yerin kadastro tespitinde davalılar adına tescil edildiğini belirterek tapu kaydının iptali ile yol olarak sınırlandırılmasını istemiştir.
Davalılar , davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, dava kısmen kabul edilmiş, dava konusu taşınmazın yol olduğu saptanan ve bilirkişi raporu ve krokisinde (A) ve (B) harfi ile gösterilen bölümünün haritasında yol olarak sınırlandırılmasına karar verilmiştir.
Hükmü, davalılar vekili temyiz etmiştir.
3402 sayılı Kadastro Kanununun 16/B maddesinde ifade edildiği üzere yollar, paralı veya parasız kamunun yararlanmasına tahsis edilen veya kamunun kadimden beri yararlandığı belgelerle veya bilirkişi veya tanık sözleriyle ispat edilen orta malı taşınmaz mallardandır. Bu gibi bir taşınmazın niteliğini tayin ve tespit ederken hiç kuşkusuz yasada öngörüldüğü gibi mahalli bilirkişi veya tanık sözlerinden yararlanılabilir. Ancak, mahalli bilirkişi ve tanık sözlerinin denetlenmesi açısından daha somut bir delil olan hava fotoğraflarından da yararlanılmalıdır.
Bu durumda mahkemece, dava konusu taşınmazın bulunduğu yere ait hava fotoğrafları sağlanarak yerinde yeniden harita mühendisi bilirkişi marifetiyle keşif yapılmalı, en eski tarihli hava fotoğraflarında krokide (A) ve (B) harfleri ile gösterilen yerin ne şekilde nitelendirildiği tespit edilmeli, böylelikle yerel bilirkişi ve tanık sözleri denetlenerek sonucuna göre bir karar verilmelidir.
Değinilen husus üzerinde durulmadan eksik inceleme ve araştırma ile davanın kabulü doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın istek halinde yatırana iadesine, 24.09.2013 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy