(6100 S. K. m. 389) (2004 S. K. m. 257)
Dava: İhtiyati tedbir isteyen davacı vekili tarafından, ihtiyati tedbir istenen davalı aleyhine 11.10.2012 gününde verilen dilekçeyle ihtiyati tedbirin kaldırılması istenmesi üzerine; istemin kısmen kabulüne dair verilen 22.3.2013 tarihli hükmün Yargıtay'ca incelenmesi aleyhine ihtiyati tedbir istenen davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Dava, komşuluk hukukuna aykırı davranışlar sonucu oluşan zarar sebebiyle tazminat istemine ilişkindir.
Yargılama sırasında mahkemece, davalı şirkete ait araçlar ile 154 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydı üzerine ihtiyati tedbir konulmasına karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
İstem, ihtiyati tedbirin kaldırılması istemine ilişkindir.
6100 Sayılı H.M.K.nın 389. maddesinde düzenlenen ihtiyati tedbir, kesin hükme kadar devam eden yargılama boyunca, davacı veya davalının (dava konusuyla ilgili olarak) hukuki durumunda meydana gelebilecek zararlara karşı öngörülmüş, geçici nitelikte, geniş veya sınırlı olabilen hukuki korumadır.
Taraflar arasında çekişmeli olan şey veya yargılama konusunu oluşturan hak veya şey aynı zamanda tedbirin konusu hakkı da oluşturur. Kanun burada uyuşmazlık konusu hakkında diyerek bu hususa vurgu yapmıştır (m. 389/1). Ancak, burada özellikle dikkat edilmesi gereken husus, diğer geçici hukuki korumaların alanına giren konularda ihtiyati tedbire karar verilmemesidir.
Diğer taraftan ihtiyati haciz, ihtiyati tedbirin özel bir çeşidi olmakla beraber özellikle konusu ve tabi olduğu hükümler bakımından ihtiyati tedbirden farklıdır. İhtiyati haciz sadece para alacaklarına dair dava veya takiplerde söz konusu olduğu halde ihtiyati tedbir kural olarak paradan başka şeylere dair davalarda ve aynı çekişmeli olan menkul ve gayrimenkul mallarla ilgilidir. İhtiyati hacizde haczedilen mallar açılan veya açılacak davanın konusunu oluşturmadığı halde, ihtiyati tedbirde üzerine tedbir konulan mallar taraflar arasında çekişmeli olduğundan davanın konusunu oluşturur.
Somut olayda dava, bir miktar tazminat alacağının tahsiline dair olduğuna göre böyle bir davada ancak 2004 sayılı İcra İflas Kanununun 257. maddesindeki şartların varlığı halinde ihtiyati hacze karar verilebilir. Mahkemece anılan hususlar nazara alınmadan ihtiyati haciz gibi ihtiyati tedbir kararı verilmesi doğru olmamış, hükmün bu sebeple bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan sebeplerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle kararın BOZULMASINA, temyiz harcının istenmesi halinde iadesine, 20.06.2013 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy