(2577 S. K. m. 2)
Dava: Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 10.09.2007 gününde verilen dilekçe ile köy idari sınırının tespiti ve muarazanın giderilmesi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 07.03.2012 günlü hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Davacı Demirözü Köyü Tüzel Kişiliği, davalının davacı köy idari sınırlarına tecavüz ettiğini öne sürerek, köy idari sınırının tespiti istemiyle dava açmıştır.
Davalı, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hükmü, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, sadece taraf köy ve beldeler arasındaki idari sınırın tespiti isteğine ilişkindir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun idari dava türleri ve idari yargı yetkisinin sınırı başlıklı 2 nci maddesinde idari dava türleri ve idari yargı yetkisi açıkça düzenlenmiştir. Bu düzenlemeye göre idari işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biriyle hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için açılan iptal davaları, idari eylem ve işlemlerden dolayı açılan tam yargı davaları ve idari sözleşmelerden dolayı taraflar arasında çıkan anlaşmazlıklara ilişkin davalar olarak gösterilmiştir.
Somut olayda, davacı köy ile davalı belde arasındaki mülki sınırın belirlenmesi istenmektedir. Davacı köy tarafından açıkça bir mera veya yayla ihtilafının bulunduğundan söz edilmediğinden davanın adli yargıda değil, idari yargıda görülmesi gerekir. Mahkemece bu nedenle davanın yargı yolu bakımından reddi gerekirken, esasına girilerek yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş bu sebeple kararın bozulmasıgerekmiştir.
Sonuç:Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde yatırana iadesine, 23.09.2013 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy