(4721 S. K. m. 734)
Dava: Davacılar vekili tarafından, davalılar aleyhine 28.2.2013 gününde verilen dilekçeyle yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 21.4.2014 tarihli hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Davacı, paydaş olduğu 92 parsel sayılı taşınmazın dava dışı önceki paydaşlarının paylarını 17.8.2010 tarihinde davalı T.'e satış yoluyla devrettiklerini, gerçek satış değerinin dekarda 6.000 TL olmasına rağmen önalım hakkına engel olmak için 15.000 TL gösterildiğini ileri sürerek, payın adına tescilini istemiştir.
Davalı, bedelde muvazaa bulunmadığını, tapu bedeliyle harç ve giderlerinin depo edilmesi gerektiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, keşif sırasında belirlenen değer depo ettirilerek davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hükmü, davalı T. D. vekili temyiz etmiştir.
Dava, önalım hakkı sebebiyle tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Önalım hakkı, paylı mülkiyet hükümlerine tabi taşınmazlarda bir paydaşın taşınmazdaki payını kısmen veya tamamen üçüncü kişiye satması halinde, diğer paydaşlara, satılan bu payı öncelikle satın alma yetkisi veren bir haktır. Bu hak, paylı mülkiyet ilişkisi kurulduğu anda doğar ve pay satışı yapılmasıyla kullanılabilir hale gelir.
Davacı, önalım bedelinin tapuda gösterilen değerden az olduğunu ileri sürerek bedelde muvazaa iddiasında bulunması halinde bu iddiasını kanıtlamalıdır.
Somut uyuşmazlıkta, davacı payın gerçekte dekarının 6.000 TL olduğunu onalım hakkına engel olmak için bedelin muvazaalı olarak 15.000 TL gösterildiğini iddia etmiştir. Davacı dava dilekçesinde, muvazaa iddiasını kanıtlamak için tanık anlatımları, keşif ve bilirkişi incelemesine dayanmış, 27.1.2011 tarihli dilekçesinde de tanık isimleri bildirmiş, anılan bu tanıklar dinlenmemiştir. Davalıya çekişme konusu hissenin mülkiyetinin naklini sağlayan 17.8.2010 tarihli resmi senet içeriğinden payın 220.000 TL bedelle satışının yapıldığı, mahkemece yapılan keşif sonucu alınan 4.2.2013 tarihli ziraat bilirkişi ek raporunda davaya konu payın 159.500 TL değerinde olduğu belirtildiğinden bu bedel esas alınarak onalım bedelinin depo ettirildiği anlaşılmıştır.
Mahkemece, keşif sonunda belirlenen bu bedel depo ettirilmek suretiyle davanın kabulüne karar verilmiş ise de keşifle belirlenen bedel tek başına bedelde muvazaa iddiasını kanıtlamaya yeterli bulunmadığından davacı tanıkları dinlenerek muvazaa iddiası hakkında bir karar verilmelidir. Bedelde muvazaa iddiasının kanıtlanması halinde belirlenen bedel tapu satış harcı ve masrafları, aksi halde T.M.K.nın 734. maddesi uyarınca davaya konu payın satış bedeliyle ödenmesi zorunlu harç ve masrafın toplamından oluşan önalım bedelinin hükümden önce belirlenecek uygun bir zaman içinde depo edilmesi için davacıya süre verilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekir.
Mahkemece, yukarda açıklanan husus uyarınca davacıya süre verilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bu sebeple bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan sebeplerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün BOZULMASINA, 1.100 TL Yargıtay duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak temyiz eden davalıya verilmesine, peşin yatırılan harcın istenmesi halinde yatırana iadesine, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 10.02.2015 tarihinde oybirliği ile, karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy