MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ: Dolandırıcılık
HÜKÜM: Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için hileli davranışın gerçek kişiye yöneltilerek aldatılması ve bu işlem sonucunda onun veya başkasının zararına olarak sanığın veya bir başkasının lehine yarar sağlanması gerekli olup, somut olayda; sanık ...'ın mağdurun rızası hilafına ele geçirdiği kartlarını, diğer sanık ...'ın yardımıyla üç ayrı işletmede kurulu pos cihazlarından geçirmek suretiyle haksız yarar sağladıklarının iddia ve kabul olunması karşısında; "gerçek kişiye" yöneltilen hile bulunmaması nedeniyle, sanıkların eylemlerinin suç tarihinde yürürlükte olan 765 sayılı TCK'nın 525/b-2 (5237 sayılı TCK'nın 245/1.) maddesinde tanımlanan bilişim suçunu oluşup oluşmayacağı da tartışılıp buna göre hükmün gerekçe bölümünde 5252 sayılı Yasanın 9/3.maddesi uyarınca; suç tarihinde yürürlükte bunulan 765 sayılı TCK ile 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı TCK'nın somut olaya ilişkin ilgili tüm hükümleri ayrı ayrı tatbik olunarak ortaya çıkacak sonuçların birbiriyle karşılaştırılması suretiyle lehe yasanın belirlenmesi gerektiği gözetilmeden, 5237 sayılı TCK'nın 158/1-j, 43.maddeleri ile 765 sayılı TCK'nın 504/3, 80 maddeleri karşılaştırılarak yazılı şekilde hüküm tesisi,
Yasaya aykırı, sanık ... ve sanık ... ile müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan diğer yönleri incelenmeyen hükmün 5320 sayılı Yasanın 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nun 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, 03.11.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.