ÖZET: SANIĞIN SOSYAL SİGORTALAR KURUMU’NDAN EMEKLİ MAAŞI ALAN BABASININ ÖLÜMÜNDEN 10 YIL 7 AY 28 GÜN GİBİ BİR SÜRE GEÇTİKTEN SONRA ŞİDDETLİ GEÇİMSİZLİKTEN DOLAYI BOŞANMA DAVASI AÇARAK BOŞANMASI, ÇOCUKLARIN VELAYETİNİN DAVALI BABAYA VERİLİP ANNE İLE ŞAHSİ MÜNASEBET TESİSİNE HÜKMEDİLMESİ VE BOŞANMADAN SONRA AYNI EVDE BİRLİKTE YAŞAMADIKLARINI BEYAN ETMELERİ NAZARA ALINDIĞINDA DOLANDIRICILIK SUÇUNUN YASAL UNSURLARININ OLUŞMADIĞI GÖZETİLMELİDİR.
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte birtakım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; sanığın Sosyal Sigortalar Kurumu’ndan emekli maaşı alan babası Ahmet’in, Uyap ortamından alınan nüfus kaydına göre tespit edilen ölüm tarihi olan 21.08.1991’den 10 yıl 7 ay 28 gün gibi bir süre geçtikten sonra 19.04.2002 tarihinde şiddetli geçimsizlikten dolayı boşanma davası açtığı, Çorum Birinci Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 30.05.2002 tarih ve 2002/210-342 Esas-Karar sayılı kararı ile şiddetli geçimsizlik nedeni ile boşanmalarına, çocukların velayetinin davalı babaya verilmesine, her ayın ilk Cumartesi günleri, dini bayramlarda ikinci günleri saat 09:00-17:00 arasında anne ile şahsi münasebet tesisine hükmedilmesi, sanığın ve boşandığı eşinin boşanmalarından sonra aynı evde birlikte yaşamadıklarını beyan ettikleri nazara alındığında dolandırıcılık suçunun yasal unsurlarının oluşmaması nedeniyle sanığın beraatine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde mahkumiyet hükmü kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık ve müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Yasa’nın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca (BOZULMASINA), 22.05.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy