MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ: Dolandırıcılık
HÜKÜM: Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı,sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; Sanıkların olay tarihinde hayvan pazarında “bul karayı al parayı" tabir edilen oyunu aralarında anlaşmalı bir şekilde oynadıkları esnada olay yerinden geçen mağduru da oyun oynamaya ikna ettikleri, oyun oynayan mağdurun 15 TL parasını kaybettiği, bu şekilde kazanma ihtimali olmayan bir oyunu kazanma ihtimali varmış gibi göstererek mağdura oynatmak suretiyle hile yolu ile kazanç sağladıkları anlaşılmakla sanıkların bu şekilde gerçekleşen eylemlerinin dolandırıcılık suçunu oluşturduğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
1-Sanık ... hakkında kurulan hükmün incelenmesinde
Sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkum olduğu anlaşıldığından, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilmesi için aranan, 5271 sayılı CMK.un 231/6.maddesinin (a) bendinde yazılı “kasıtlı bir suçtan mahkum olmamış bulunma” nesnel koşulunun bulunmaması nedeniyle, sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemeyeceği belirlenerek yapılan incelemede;
Sanığın kasten işlemiş olduğu suçtan dolayı hapis cezasına mahkumiyetinin kanuni sonucu olarak, hakkında 5237 sayılı TCK'nun 53.maddesinde belirtilen hak yoksunluklarının uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi infaz sırasında dikkate alınabileceğinden bozma sebebi yapılmamıştır.
Yine sanığın adli sicil kaydında tekerrüre esas mahkumiyeti bulunduğu halde TCK'nun 58.maddesinin uygulanmaması aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine,ancak
Sanık hakkında verilen hapis cezasının alt sınırdan tayin olunmasına karşılık adli para cezası belirlenirken yasal ve yeterli gerekçe gösterilmeden alt sınırdan uzaklaşmak suretiyle 30 gün olarak tayin edilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.un 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun aynı kanunun 322.maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan,hükümde yer alan hapis cezası yanında TCK. nun 157/1. maddesi uyarınca "30 gün adli para cezası ile cezalandırılmasına,168/2 maddesi uyarınca 2/3 oranında indirim yapılarak 10 gün, 62/1 maddesi uyarınca 1/6 oranında indirim yapılarak 8 gün ve 52/2 maddesi gereğince günlüğü 20 TL'den 160 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına" şeklindeki kısımların "5 gün karşılığı adli para cezası ile cezalandırılmasına, 168/2 maddesi uyarınca 2/3 oranında indirim yapılarak 1 gün, 62/1 maddesi uyarınca 1/6 oranında indirim yapılarak 1 gün ve bu cezanın da 52/2 maddesi gereğince günlüğü mahkemenin kabulü gibi 20 TL.den 1 gün karşılığı 20 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına" şeklinde değiştirilmesi suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
2-Sanıklar ...., ve ... hakkında kurulan hükümlerin incelenmesinde
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanıklar müdafinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine,ancak
a-Sanık ... ...,'un silinme koşulları oluşan sabıkalarından başka kaydının bulunmadığı ve sanık ...'in sabıkasız olduğu dikkate alınarak, hükümden sonra 08.02.2008 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 5728 sayılı Kanunun 562.maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK.un 231.maddesi uyarınca; sanıklar hakkında hükmolunan cezanıntür ve süresine göre hükmün açıklanmasının geri bırakılıp bırakılmayacağı hususunun değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
b-Sanık ... müdafinin lehe hükümlerin uygulanması talebi karşısında, 5271 sayılı CMK.nun 230/1-c maddesi uyarınca sanık hakkında 5237 sayılı TCK.nun 50.maddenin uygulanıp uygulanmayacağı hususunda olumlu veya olumsuz bir karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
c-Sanıkların kasten işlemiş olduğu suçtan dolayı hapis cezasına mahkumiyetinin kanuni sonucu olarak, haklarında 5237 sayılı TCK'nun 53. maddesinde belirtilen hak yoksunluklarının uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi
Bozmayı gerektirmiş, sanıklar ... müdafii ile sanık ...., ve müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.un 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, 28.05.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.