MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ: Dolandırıcılık
HÜKÜM: Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkum olduğu anlaşıldığından, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilmesi için aranan, 5271 sayılı CMK'un 231/6.maddesinin (a) bendinde yazılı “kasıtlı bir suçtan mahkum olmamış bulunma” nesnel koşulunun bulunmaması nedeniyle, sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemeyeceği belirlenerek yapılan incelemede;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için;failin bir kimseyi,kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı,sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır.Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli,olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi,kullanılan hilenin şekli,kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda;sanığın,müştekiye kendisini ... ismiyle Botaş'ta müdür olarak tanıtığı,temizlik işçisine ihtiyacı olduğunu ve işe alması için bir kısım belgeleri tamamlaması gerektiğini söyleyerek fotoğraf, nufus kayıt örneği ve ikamet belgesi istediği ve sağlık raporu için 50.00 Tl aldığı,ayrıca sabıka kaydı almak için adliyeye gitiklerinde görüşme yapacağını söyleyerek cep telefonunu alıp ortadan kaybolduğu,bu şekilde gerçekleşen olayda dolandırıcılık suçunun subut bulduğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiş ve hakkında TCK.nın 43.maddesinin uygulanmaması aleyhe temyiz konusu yapılmadığından bozma sebebi yapılmamıştır. Ancak,
5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu 58.maddesi uyarınca denetim süresi belirlenemeyeceği,denetim süresinin infaz aşamasında hakim tarafından verilecek kararla belirleneceğinin gözetilmeden, '5275 Sayılı Yasanın 108/4.madde uyarınca cezanın infazından sonra başlamak üzere takdiren 2 yıl denetime tabi tutulmasına' karar verilmesi,
Adli para cezasının; 5083 sayılı Kanun'un 1.maddesi ile hükümden sonra 01.01.2009 tarihinde yürürlüğe giren Bakanlar Kurulu'nun 04.04.2007 tarih ve 2007/11963 sayılı kararının 1.maddesi uyarınca Türk Lirası (TL) olarak belirlenmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün 5320 sayılı Yasanın 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nun 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu aykırılıklar aynı Kanunun 322.maddesi gereğince yeniden yargılamayı gerektirmediğinden hüküm fıkrasında yer alan '5275 Sayılı Yasanın 108/4.maddesi uyarınca cezanın infazından sonra başlamak üzere takdiren 2 yıl denetime tabi tutulmasına' ilişkin bölüm çıkartılması ve hükümdeki "YTL" ibaresinin "TL" olarak değiştirilmesi suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 07.06.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.