MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ: Hizmet Nedeniyle Güveni Kötüye Kullanma
HÜKÜM: Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Güveni kötüye kullanma suçunun oluşabilmesi için; failin bir malın zilyedi olması, malın iade edilmek veya belirli bir şekilde kullanmak üzere faile rızayla tevdi ve teslim edilmesi, failin kendisine verilen malı, veriliş gayesinin dışında, zilyedi olduğu malda malikmiş gibi satması, rehnetmesi tüketmesi, değiştirmesi veya bozması ve benzeri şekillerde tasarrufta bulunması ya da devir olgusunu inkar etmesi şeklinde, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Somut olayda; Sanığın katılan şirketin satış elamanı olarak çalıştığı, müşterilere verdiği mallar karşılığı tahsil ettiği 27.058 YTL tutarındaki satış bedellerini şirkete vermediği böylece, sanığın sistematik olarak aynı kasıtla zincirleme şekilde hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunu işlediğine yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1-Mahkemece TCK'nun 155/2 maddesi uyarınca verilen 2 yıl 6 ay hapis cezasının aynı yasanın 43/1 maddesi uyarınca ¼ oranında artırılarak 2 yıl 13 ay 15 gün hapis cezası verildiği,TCK'nun 62.maddesi uyarınca 1/6 oranında indirim yapılırken sonuç ceza olarak 2 yıl 7 ay 7 gün yerine 2 yıl 7 ay 10 gün hapis cezasına hükmedilerek fazla ceza tayin edilmesi,
2-TCK.nun 53.maddesinin (1) nolu fıkrasının (c) bendindeki hak ve yetkileri kullanmak yönündeki yoksunluğunun, kendi "alt soyu" üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından "koşullu salıverilmesine kadar" kendi "üst soyu ve diğer kişiler" yönünden ise "hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar" sürmesine karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
3-Adli para cezalarının 5083 sayılı Kanun'un 1.maddesi ile 01.01.2009 tarihinde yürürlüğe giren Bakanlar Kurulu'nun 04.04.2007 tarih ve 2007/11963 sayılı kararının 1.maddesi uyarınca Türk Lirası (TL) olarak belirlenmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün 5320 sayılı Yasanın 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nun 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu aykırılıklar aynı Kanunun 322.maddesi gereğince yeniden yargılamayı gerektirmediğinden; TCK'nun 62.maddesi gereğince 1/6 oranında yapılan indirim sonucu tayin edlen sonuç hapis cezasının 2 yıl 7 ay 7 gün hapis cezasına indirilmesi,hüküm fıkrasından TCK'nun 53/c fıkrası ile ilgili kısmın çıkartılarak bu kısım yerine gelmek üzere''TCK.nun 53.maddesinin (1) nolu fıkrasının (c) bendi uyarınca,kendi "alt soyu" üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından "koşullu salıverilmesine kadar" kendi "üst soyu ve diğer kişiler" yönünden ise "hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar hak ve yetkileri kullanmaktan yasaklanmasına''cümlesinin eklenmesi, hükümde yer alan "YTL" ibaresinin "TL" olarak değiştirilmesi suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 18.06.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.